Bireysel Mesaj Gösterim Modu

Görüntülenme: 34528
İlkokul Öğretmeni Bir Başkadır
2012/08/08 7:36
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 6.2 (2 oy)

Akıcı özelliğe sahip bu hikaye, ilk satırlarda merak uyandırıyor. Acaba kim, kimden bahsediyor diye...

Bir öğretmenin, öğrencileri üzerinde büyük etki bıraktığı gerçeği karşımıza çıkıyor... 
Gerçekten de öyle... Özellikle ilkokul dönemindeki öğretmenin rolü bir başka... Çocuk ne kadar küçükse o kadar fazla etkileniyor galiba. Tabi öğretmenin ilgisi de önemli bu noktada...

Teşekkürler pem-bkarinca... Güzel hikaye size mi ait? Bir de hayali mi yoksa bir karşılığı var mıdır?

Hadi ben de bir hikayemi anlatayım madem. :)

* * *

İlkokulu köyde okumuş ve o süre boyunca birçok öğretmen ile tanışmıştım... Sanırım köy yeri olduğu için öğretmenler çok fazla durmayıp gidiyorlardı.
İçlerinde biri vardı ki, sevgiyle ve özel olarak alakadar oluyordu bizlerle... Seneler sonra düşündüğümde, aslında sadece biz öğrencilere bir şeyler öğretmekle yetinmemiş, aynı zamanda köyümüzü değiştirmişti.

Köyümüzde Arapça konuşulmaktaydı. Bu pek genç öğretmenimiz, okul paydos olunca bizlerden Arapça öğrenmeye çalışırdı. Birtakım Türkçe kelimelerin Arapça karşılıklarını sorup onları yazardı defterine. 

Zaman sonra köyde yolda karşılaştığı özelikle Türkçe bilmeyen yaşlı insanların hal-hatırlarını çat-pat ve şirin bir şekilde Arapça olarak sorardı. 
Köylüler öğretmen, imam gibi memur insanlara özel bir ihtiram gösterirler. O nedenle onlardan görebilecekleri küçük şeyler onları sevindirebilmekteydi.

Bu genç öğretmenimiz, okulu bitirmiş köyün gençlerinden bir kısmını evinde misafir ederek onlara da eğitim veriyordu.
Özellikle Kur'an okuma ve dini bilgiler verdiği bu gençlerin olumlu anlamdaki değişimlerini çocuk yaşlarımda bile hissediyordum.
Normalde oynarken bile birbirlerine hakaret eden, kavga çıkaran kaba saba tipler gitmiş; yerlerine ağırbaşlı ve ölçülü kimseler gelmişti sanki.
Köyümüzde anlamsız kutuplaşmalar vardı... Sanırım hala var... İşte o gençler bizim ailenin karşıt grubundan oldukları halde, onlara karşı içten bir saygı duyardım.

Sanırım bu öğretmenimizin etkisiyle güzeli-çirkini, iyiyi-kötüyü ayırt etmeyi ve bilinçli şekilde tercih etmeyi öğrendim...
Ağızlarından kötü sözler çıkan, kavga eden çocuklarla oynamamaya ve onlardan uzak durmaya başladım.
İyi de olmuştu sanki... Yaz tatillerini daha verimli geçiriyordum... Tarlaya gitmekten ve çalışmaktan kaytaran ben, köyün camisine geçip orada bulunan birkaç koca kitabı açıp açıp okuyordum.

Bununla alakalı komik bir olay hatırlıyorum... Birgün cami çıkışı yaşlı bir adam, imama bir soru sormuştu. Biraz mide bulandırıcı bir soru... Yazsam mı ki? Tamam yazayım. :)
Bir rahatsızlığı bulunduğundan ve abdesti uzun süre tutamadığından, kısa sürelerle su dökmek durumunda olduğundan bahsetmişti. Kendini tutamadığı için şalvarında ufak ıslaklıklar oluşabildiğini de söylemişti. Tarlada olduğu bazı zamanlarda, o vaziyetteki bir şalvarla namaz kılınıp kılınamayacağını sormuştu. 
Bunun üzerine imam, bir şey diyemeyeceğini ve meseleyi araştırdıktan sonra cevap verebileceğini söylemişti...
Şansa bakın ki, o günlerde camide bulunan fetvalar kitabından o bahsi okumuştum. :)
Hal böyleyken, patavatsızca atlayıp, o şalvarla namaz kılabileceğini söylemiştim. :)
Bunun üzerine imam, bunun vebalinin bulunduğunu, bilmeden konuşulmaması gerektiğini söylemişti.
Ve ben, camiye girip kitabı getirerek ilgili bölümü imama göstermiştim... 
O günden sonra, pek belli etmese de, itibarım artmıştı sanki imamın gözünde. :)

Ortaokul ve lisede imam-hatip okuluna gitme isteğim vardı. Ancak peder bey pek oralı olmayınca, düz devam ettim ben de... Ve, lise 2'de 7 zayıfla dönmüştüm eve... :)

Neyse, konu saptı... İlkokul öğretmenimden bahsediyordum, ne anlatıyorum yahu!

Pek sevdiğim ve kendisine çok şey borçlu olduğumu zaman geçtikçe daha iyi anladığım o genç ve özverili öğretmenimin telefon numarasını elde edebilmiştim yıllar evvel... Lakin kendisini aramaya cesaret edememiştim. Bu durumu 2008/12/31 tarihli bir mesajda belirtmiştim.

Ve haftalar önce (Haziran 2012), hala aramadığımı hatırlayınca kendime kızdım ve aradım... Telefon çaldı çaldı ama cevap veren olmadı.
Sanırım görüşmemiz başka bahara kaldı...

* * *

İbrahim Kartal Hocam'ı hatırlamama vesile olduğunuz için teşekkürler pem-bkarinca.
Kendisini hayırla yad etmiş olduk böylelikle...

* * *

Ve bu yazıyı sıcağı sıcağına kaleme almışken, şansımı bir kez daha deneyeyim, dedim ve az önce tekrar aradım Hocam'ı... Telefon çaldı çaldı... Ve açıldı!
Aha! Ne diyecektim ben ya!? 

Doğru kişiye ulaştığımdan emin olduktan sonra ismimi söylemiştim ki, Hocam beni tanıdı. Nasıl yani? Ben tarif gerekir sanıyordum. Az değil, 20 yıl geçmiş aradan...
Meğerse, birkaç yılda bir bizim köye gitmeye devam ediyormuş... Ve beni de soruyormuş...

Sesi genç geliyordu hala... Aramızda sadece 10 yaş fark olduğunu öğrendiğimde bir kez daha şaşırdım.

Konuşurken zorlanıp durdum... Kelimeler benimle yakalambaç oynamak istiyordu anlaşılan... Bir-iki yerde anlatmaya çalıştığım şey ters bir hal aldı. Sonra da durumu toparlamaya çalışayım derken yüzüme gözüme bulaştırdım... 
Ama bu görüşmeyi gerçekleştirdim ya, bir sonraki sefere daha rahat olabileceğimi sanıyorum... :)

Ha sahi! www.mbirgin.com 'dan bahsetmeyi unutmadım ama. :)

Bu mesaj, m1gin tarafından, 08.08.2012 10:13:08 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Abonelik Bilgisi Abonelik
Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: mutluayten, aytenmutlu, 34efsane, falconx, dmr136,
Son Oturumlar: