Enlem ve Boylam 130 - English Expressions

Ve Enlem ve Boylam'ın bu 130. bölümünde, bazı İngilizce kalıp ifadelere ve örnek cümlelere yer veriyoruz.

Dinlemek için: Enlem ve Boylam 130 (Haziran 2019)

RSS: Enlem ve Boylam

Künye

Program: Enlem ve Boylam 130 (Haziran 2019)
Hazırlayan ve Sunan: Mustafa Birgin
Teknik Özellikler: Süre: 8 dk, Boyut: 20 MB, MP3, 320 Kbps, 44 KHz, Stereo
Fon Müzikleri:
Avaren - Rolling On
BoxCat Games - Rolling

Ve geçelim bu bölümdeki Eğlenceli İngilizce köşemizde yer verdiğimiz ifadelere ve örnek cümlelere...

  1. what mattersönemli olan
    What matters most is how you see yourself.
    En önemli olan şey kendini nasıl gördüğündür.
  2. to live in povertyyoksulluk içinde yaşamak
    The number of people living in poverty is steadily increasing in undeveloped countries.
    Yoksulluk içinde yaşayan insanların sayısı, gelişmemiş ülkelerde sürekli olarak artıyor.
  3. contrary to popular beliefpopüler inanışın aksine
    Contrary to popular belief, black cats don't bring bad luck.
    Yaygın inanışın aksine, kara kediler kötü şans getirmez.
  4. live up to expectationsbeklentileri karşılamak
    The latest sales figures have lived up to company's expectations.
    Son satış rakamları şirketin beklentilerini karşılamıştır.
  5. overwhelming majorityezici çoğunluk
    Overwhelming majority of people are of the opinion that global warming is human-induced.
    İnsanların ezici çoğunluğu, küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğunda hemfikir.
  6. come out of the blueçat kapı gelmek
    Success never comes out of the blue. Patience and determination are required.
    Başarı asla çat kapı gelmez. Sabır ve kararlılık gereklidir.
  7. be situated in a placebir yerde bulunmak
    Turkey is situated in such a critical geographical position that it forms a bridge between Asia and Europe.
    Türkiye öylesine önemli bir coğrafi konumdadır ki, Asya ve Avrupa arasında bir köprü oluşturur.
  8. have to do withile ilişkili olmak
    It is claimed that ability in music has a lot to do with genetics.
    Müzik yeteneğinin genetikle çok ilişkisinin olduğu iddia edilir.
  9. lay sb offbirisini işten çıkarmak
    During the economic crisis, the managers had to lay many workers off.
    Ekonomik kriz sırasında, yöneticiler birçok çalışanı işten çıkarmak zorunda kaldı.
  10. in the course ofesnasında
    In the course of economic recession, many workers were laid off.
    Ekonomik gerileme sırasında birçok çalışan işten çıkarıldı.
  11. date back togeçmişe dayanmak, geçmişe uzanmak
    The vase which dates back to ancient times has surprisingly remained intact.
    Antik zamanlara dayanan vazo şaşırtıcı bir şekilde sağlam kalmış.

Bağlantılar:

Bu sayfa, 06/30/2019 tarihinde yayınlanmış ve 353 defa görüntülenmiştir.
Oyla!
Abonelik Bilgisi
Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: illahihayat, proximos, alicorak, halilyildirim, u13555,
Son Oturumlar: