Bireysel Mesaj Gösterim Modu

Görüntülenme: 61219

Fahrettin Paşa 

"Burası yalnız bir kale değil, Medine’dir. Kucağında Peygamberimiz’in mukaddes türbesini taşıyan Medine-i Münevvere’dir.Onu İslam’ın halifesine ve yüksek efendilerine karşı olan küçük bir haydut şebekesine ve bir İngiliz yüzbaşısına teslim edemem

Ey İnsanlar!.. Size bin üç yüz yıl öncenin, bu kubbeleri çınlatan ilahi, mukaddes sesiyle hitap ediyorum. Ve mübarek kabrinde diri olan Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem huzurunda yemin ederek diyorum ki; biz ne kadar kuvvetli düşmanlar karşısında bulunursak bulunalım, Allahü Teala’nın izni ve onun Resul-i Ekrem’inin şefaati ile zerre kadar bezginlik ve usanma göstermeden mukaddes bildiğimiz mücadelemize devam edeceğiz.

Ey İnsanlar! Malumunuz olsun ki, cesur ve kahraman askerlerim, bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücünün desteği, hilafetin gözbebeği olan Medine’yi son mermisine, son damla kanına,son nefesine kadar korumaya ve savunmaya görevlidir.

Buna Müslümanca, askerce söz vermiştir.Bu asker Medine’nin enkazı ve sonunda Ravza-i Mutahhara’nın yeşil kubbesi altında kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe, Medine-i Münevvere kalesinin burçlarından ve Mescid-i Saadet minareleriyle yeşil kubbesinden al sancağı alınamayacaktır! Allahü Teala bizimle beraberdir. Şefaatçimiz onun Resulü, Peygamberimiz Efendimiz’dir.

Ey bütün tarihi eşsiz kahramanlıklar, şan ve şereflerle dolu Osmanlı ordusunun yiğit zabitleri! Ey her cenkte cihanı tir tir titretmiş, asla kimseye boyun eğmeyerek daiama namus ve din borcunu kanıyla ödemiş cesur Mehmetçiklerim, kardeşlerim, evlatlarım! Gelin Allah’ın ve işte huzurunda huşu ve vecd içinde gözyaşları döktüğümüz peygamberinin karşısında hep beraber, aynı yemini tekrar edelim ve diyelim ki: “YA RESULALLAH, BİZ SENİ BIRAKAMAYIZ.”


Medine-i Münevvere Müdafii FAHREDDİN PAŞA

 

 

 

 

4 Şubat 1868
Bulgaristan, Rusçukta tevellüd etti.
Mayıs 1891
Harbiyeden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.
1894
Erzincan’da bulunan 4. Ordu’ya atandı
1908
1.Nizamiye Tümeni Kurmay Başkanlığı’na tayin edildi.
1910
Tekirdağ’da bulunan 2. Kolordu Kurmay başkanlığına getirildi.
Temmuz 1913
Komutanı olduğu 31. Tümen, Edirne’ye giren ilk Türk birliği oldu.
Kasım 1914
Halep’te Mirlivalığa (Tümgeneral) terfi etti.
Ocak 1915
Suriye’de bulunan 4.Ordu’nun komutan vekili oldu.
Haziran 1916
Medine karakollarına saldırılar başladı ve Fahreddin Paşa kontrolü eline aldı.
Mayıs 1917
Ravza-i Mutahhara’da bulunan Emanat-ı Mübareke ve Hazine-i Nebeviyye’yi (asm) İstanbul’a gönderdi.
Temmuz 1918
Ferik (Korgeneral) rütbesi verildi.
Ocak 1919
Emri altında bazı subaylar tarafından etkisiz hale getirilerek teslim edildi.
Ağustos 1919
Harp suçlusu sıfatıyla gittiği Kahire’den Malta’ya götürüldü.
Eylül 1921
Ankara’ya geldi.

 

Mart 1922
Afganistan Kabil elçiliği vazifesine başladı.
Haziran 1926
İstanbul’a geldi.
Ocak 1932
Askeri Yargıtay Divanı 2. Başkanlığı’na getirildi.
Şubat 1936
Emekliye ayrıldı.
22 Kasım 1948
Dar-ı bekaya irtihal eyledi. Rumeli Hisarı’na defnedildi.


 Cenab-ı Mevla Dini mübin-i İslam’a hizmet eden tüm ecdadımızın hizmetlerini makbul, kabirlerini pürnur, taksiratlarını affeylesin bizleride onlara layık birer manevi evlat olmayı, torun olmayı nasip etsin İnşallah.

 

İhtiyat mülazımlarından İdris Sabih Bey'in Medine Müdafaası sırasında Peygamber Efendimiz'e (a.s.m.) hitaben yazıp, Fahreddin Paşa'ya ithaf ettiği o günleri ve Emanatı Mübareke'yi muhafaza edenlerin gönül dünyasını anlatan bir şiir 

DÜNYA VE AHİRET EFENDİMİZSİN

Bir ulü'l emr idin emrine girdik:
Ezelden bey'atli hakanımızsın
Az idik. sayende murada erdik.
Dünya ve ahiret efendimizsin

Unuttuk İlhan'ı, Kara Oguz'u:
İşledik seni gözbebeğimize.
Bağışla ey şefi kusurumuzu
Bin küsür senelik emeğimize

Suçumuz çoksa da sun'umuz yoktur
Şımardık müjde-i sahabetinle
Gönlümüz ganidir, gözümüz toktur.
Doyarız bir lokma şefaatinle

Nedense kimseler dinlemez. eyvah!
O kadar saf olan dileğimizi
Bir ümmi isen de Ya Resulallah
Ancak sen okursun yüreğimizi

Suları tükendi gülabdanların
Dinmedi gözümüz yaşı, merhamet
Külleri soğudu buhurdanların
Aşkınla bağrını yakmada millet

Gelmemiş Türkce'de Lebid.Hassan'ın
Yok bizde ne Bürde, ne Muallaka
Yolunda baş veren Al-i Osman'ın
Lal ile yazdığı tarihten başka

Ne kanlar akıttık hep senin için
O ulu Kitab'ın hakkıçün aziz
Gücümüz erişsin ve erişmesin
Uğrunda her zaman döğüşeceğiz

Yapamaz Ertuğrul evladı sensiz
Can verir, cananı veremez Türkler
Ebedi HADİMÜL HAREMEYNİNİZ
Ölsek de Ravza'nı ruhumuz bekler.


 

Bu mesaj, gunduzalp tarafından, 22.11.2011 00:48:10 itibariyle düzenlenmiştir.
Abonelik Bilgisi Abonelik
Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: 0baki1, FF656, efecan, ForumPolisi, lcam,
Son Oturumlar: