Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 8796
1001 Çocuk 1001 Dilek'09
2009/04/20 19:26
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Hayatında hiç hediye almamış çocuklar sizi bekliyor...

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bu yıl 7. kez gerçekleştirilen
"1001 Çocuk 1001 Dilek'09" projesinde hayatlarında hiç hediye almamış çocuklar sizi bekliyor.

81 ilimizden ve Filistin'den toplam 1001 çocuk, eğer hayatta ise babalarının onlara asla alamayacağı, başkası için küçük ama kendileri için kocaman dilekler tuttular.

Kimi bebek istedi, kimi defter- kalem.
Çok büyük değil dilediklerinin bedeli 15 Lira bir takı seti, 30 Lira bir bebek.

Üstelik bir bir dileğin tamamını da karşılamanız da gerekmez. "Çam sakızı çoban armağanı" kabilinden bir katkıda da siz bulunabilirsiniz.

Daha çok çocuğun mutlu olması ve hayallerine kavuşması için gelin elele verelim!

http://www.1001dilek.com/Default.aspx

 

Yanıt: 1001 Çocuk 1001 Dilek'09
2009/04/20 23:37
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

 deniz_mavidir; bir Deniz Feneri Derneği gönüllüsü olarak ilgine teşekkür ederim.

 

Sitede çocukların yaşam şartlarını ve isteklerini yazdıkları mektupları görmenizde mümkün.Bazı yürek burkan hikayelerde yok değil, ölmüş babasının olmayan fotoğrafını isteyen çocuklar gibi... 

 

Tahsilat ekranlı bankalardan hesap numarası vermeden bağış yapabilir, açıklama kısmına "binbir dilek kampanyası-çocuğun adı" yazarak bağışınızı ulaştırabilir ya da kredi kartı ile ulaştırabilirsiniz.

Tahsilat Ekranlı Bankalar:  Halkbank  -  Türkiye Finans Katılım Bankası  -  T.C.Ziraat Bankası  -  Kuveyt Türk Katılım Bankası  -  Albaraka Türk Katılım Bankası  -  Vakıfbank 

Bu mesaj, citizen tarafından, 21.04.2009 00:23:27 itibariyle düzenlenmiştir.
Anti-karalama
2012/05/10 0:27
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Bugün internette gezinirken, kendimi denizfeneri.org.tr sitesinde buldum. 13.04.2012 tarihli bir başlık dikkatimi çekti: "Deniz Feneri'ne Takipsizlik Kararı"

Metni okuduktan sonra ekte yer alan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararını da incelemeye başladım. 
Kararda; gerek iddiaları ortaya atan, gerek suçlanan pek ünlü ve tanıdık isimler yer alıyordu. 

Aradan 1-2 saat kadar zaman geçmişti ki, bu mesele aklıma geldi yeniden... Hani uydurma bilgiler ve iddialarla haber yapanların attıkları çamurlarlar yapışmamıştı belki; ama izleri kalıyordu malesef... Mesela aylar evvel bazı kimselerin Deniz Feneri'ni kötülemelerine şahit olmuştum. Hatta hızını alamayanlar için, diğer benzer yardım kuruluşları hakkında da ileri geri konuşmak zor olmasa gerekti. İleri geri konuşan o kimseler bu kararı duyabilecek miydi acaba?

Keşke şöyle bir yaptırım olsa, diye düşündüm... Diyelim bir haber, bir kanalda 10 gün boyunca toplamda 3 saat süreyle kendine yer bulmuş olsun. Daha sonrasında da bu haberin, haksız/yalan olduğuna mahkeme karar vermiş olsun.
Bu durumda bu kanala, 10 gün süreyle, toplamda 3 saat olacak şekilde, yaptıkları haberin haksız/yalan olduğuna mahkemenin karar verdiğini belirten bir haberin yayınlama zorunluluğu olsaymış keşke. :)

Yine bu süre zarfında, müddeiler ve daha önceden suçlanan isimler dönüp dursa...
Ve aslında suçlananların masum; suçlayanların ise haksız yere iddialarda bulundukları büyük harflerle vurgulansa...

Öyle bir uygulama olsa, bumerangın kendilerine dönebilecek olması sebebiyle, birileri başkalarını kolayca karalamaktan çekinirdi heralde. 

İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com

Gerçekten merak ediyorum. Göz ve gönüllerin bu kadar körleşmesisi neden acaba. Zannedersem biz her şeyi" kendi dünya görüşümüz " gözlüğünden bakmaya koşullandırılmışız. Eğer suçlanan (var veya yok önemli değil) bizim dünya görüşümüzde ise kesinlikle suçsuzdur ( bu bir karalamadır), karşı görüşten ise kesinlikle suçludur. Bunun en bariz örneğini Vakit yazarı Hüseyin Üzmez olayında görüyoruz.

Konu olan Deniz Feneri olayı Almanya'da görüldü ve mahkümiyetle sonuçlandı. Dolandırıcılığın asıl failleri Türkiye'de dendi. alman savcının Türkiyedekileri yargılaması imkansız bir şey. Kabul edilemez de zaten. Ama Türkiye bu olayın aslı var mı yok mu diye gitmesi gerekmez miydi. Sanık olarak gösterilenler yargılanmıyor, konuyu araştıran savcılar  yargılanıyor.

Eğer darbe yapacaklar diye yüzlerce emekli Muazzaf Genarel/ üst düzey komutan içeri atılıyorken, Deniz feneri olayı bu duruma getiriliyorsa kimse vicdanları rahatlatamaz.

Aslında korkunç olan bu davaların nasıl sonuçlanacağı değil, Türkiyede yargı güvensizliğinin gelişmesi, yargının güce bakarak karar verdiği inancının gelişmesi. Bu inanış gerçekleşirse her bir yargı kararı (haklı ya da haksız olsun) toplumun çeşitli kesimlerinde kabul görmez. En acımasız kimseler bile aldıkları cezaların taraflı olduğunu öme sürmeye başlarlar.

Örneğin halk sağlığını tehlikeye atarak soygun yapan bir ticari kuruluş aldığı cezayı siyasi iktidara yakın ya da karşıt olduğunu söyleyerek bunun kendisine yapılan bir komlo olduğunu topluma yayar ve %100 haksız olsa da yargı kararının haksızlığı hakkında kuşkular yayması çok daha kolaylaşır.

Bir toplum soyulsa tekrar kazanır, işgal edilirse mücadele ederek kurtulur, ama yargıya güvensizlik yaygınlaşırsa kendi kenini yer ve bitirir.

ZATEN ONUN İÇİN DEMOKRASİLERDE YARGININ BAĞIMSIZLIĞI KABUL EDİLMİŞTİR. BAĞIMLI YARGI HİÇ YARGI KURUMU OLMAMASINDAN DAHA TEHLİKELİDİR.

Bunları konu üzerinde biraz daha düşünelim diye yazıyorum.

 Yüce Allah insanı yaratırken bence akıldan daha önemli bir şey nermiş: "VİCDAN"

Belki de allahın bir parçası vicdan. Ne kadar taraflı olursak olalım o sesini her zaman duyurur.Gün boyunca susturulsa bile, insan yatağa uzanıp gözünü kapadığında ondan kaçamaz.

VİCDANIMIZ RAHAT MI DİYE KENDİMİZE SIK SIK SORALIM Kİ GECELERİ RAHAT OYUYABİLELİM.

Yanıt: 1001 Çocuk 1001 Dilek'09
2012/05/21 15:43
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

 deniz feneri sahtekar bir kuruluş, burda bunun reklamını yapanlar utanmalıdır. bir önceki mesajı yazan arkadaş belirtmiş şüpheli sahtekarlar değil de soruşturan savcılar yargılanıyor, dönen dolabı burdan anlayın artık. Bu kadar gözünüzün içine baka baka hükümet destekli deniz feneri zeytin yağı gibi su üstüne çıkıyor. Halen anlamadınız mı sahtekar olduklarını. HAlen deniz fenerinin masum bir kuruluş olduğunu iddia eden varsa ahmaklığına doymasın. slm

Dayanak
2012/05/21 15:59
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Merhaba zsorguc,

Lütfen dayandığınız belgeler, kaynaklar varsa onları belirtiniz ki, iddialarınızı bizler de muhakeme edebilelim.

Değilse tutumunuz, öfke, kin ve nefretle ağzına geleni söyleyen ve suçlamada bulunanlardan pek farklı durmuyor.

Yargılandığını söylediğiniz savcılar; salt Deniz Feneri meselesini soruşturdukları için mi yargılanmaktadırlar?

Bu mesaj, m1gin tarafından, 21.05.2012 16:04:13 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Abonelik Bilgisi Abonelik
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: Sinan6183, 5555, Abcdefg_123, mavisdidar, Cello,
Son Oturumlar: