Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 24419

Yıllar önce, TGRT bant tiyatrolarının onlarcasını dinlemiş ve hemen hepsini çokça beğenmiştim.

Yunus Emre adlı çalışmayı ise pek tutmamıştım nedense....
 Belki de konsantre değildim, dinlerken....

Yıllar sonra bugün, aynı oyunu tekrar dinledim... 
Hislendim...

İbrahim Sadri'nin "Memleket Havaları" adlı albümünde okuduğu "Çayır Çimen" adlı şiirden mısralar geldi aklıma, arkasından... 
Ve o şiiri dinledim, ardından...

Neden bilmem, bu çalışmaları paylaşma ihtiyacı hissettim, sonunda...

ÇAYIR ÇİMEN (İbrahim Sadri)

Üzerimizde bulut altımızda çayır çimen ..
Düş yaprağı kuzukulağı tulumpeyniri tadı.
Islak otların üstüne yayıldın mı he babam
Sultan süleyman`ı sen olmaz mısın
Şu üç kuruşluk dünyanın?
Aklından nice sevda nice afi
Nice fiyaka bir gelir geçer ki..

Tut bir kavaldır memleket
Bir hoyrat bir bozlak bir kırık hava
Bir ayrılık hikayesidir ki
Kırk yıldır söylenir bu dağlarda
Bu dağların eteklerinde.

Senin türkü dediğin yakılır bu toprakta
Senin yürek dediğinin şavkı düşer akan ırmağa
Yani üstte bulut altta çimen
Yani yüreğin de geniş için de.

Bir kan davası kadar tuhaf
Bir sevda öyküsü kadar
İçerden yaşamaktır hayatı burda olmak..
Burda olmak burda:
Seher yeli estiğinde hışırtılarım dinleyebileceğin
Çimenlerin koynunda..
Burda olmak burda:
Ayağına dikenlerin batacağı bir dere kenarında..
Burda olmak burda:
Kendi tarihinin ve kaderinin yazıldığı şu toprakta..

Bir kasketin olsun.
Bir kehribar tesbihin.
Bir gümüş tabakan.
Bir çakın.
Bir cep aynan.
Bir tarağın.
Bir mintanın.
Bir mendilin.

İki elin ve iki ayağın
Dik durup boyun eğmeyeceğin
Buğday başaklarım sevebileceğin
Ve Kerem gibi Ferhat gibi
Mecnun gibi Kamber gibi
Ağıtlar düzebileceğin bir enginliğin..
Ya Aslı gibi Şirin gibi
Leyla gibi Arzu gibi
Bekleyen mütevekkil onurlu ve civan yanların?
Onları da görelim..
Onları da anlat..
Onları da düz 
Bir tesbih gibi bu akşam rüyalarımızın önüne..
Bu akşam rüyalarımızın önüne
Köroğlu’nu Bolu beyini çıkar.
Yıldızların altında bir yayla sofrasında
Bizim için hikayelerin büyülü sandığını aç.

Sazının teline dokun.
Yüreğimizin ince lifine…

Ruhumuzun yansıyan suretine sür sözlerimi..
Suya suretimizi düşür.
Bir varmış gibi yapalım kendimizi bir yokmuş gibi..
Bizi götür bizi al..
Hayber kal’asından
Hz. Ali’nin bütün cenklerinden bahset.
Muskalarımızı hamayıllarımızı
Hocalarımızın imamlarımızın dualarını serelim
Ve onlara dayanıp uykuya varalım..
Bir düş içinde…
Bir düş içine…

Sevelim…
Kuş kanadında bizim de bir hikayemiz olsun..
Bizim de bir Yunus’umuz
Bir Hacıbektaş’ımız
Bir Bayram velimiz
Bir Köroğlumuz olsun…
Biz de tekkeden içeri eğri odun komayalım
Biz de Ethem gibi savurup malı
Saraylarımıza bir de dağlardan bakalım…

Önce çayırı önce çimeni tutalım aynaya.
Sureti görünen suya düşen kadim bir hikaye değil mi?
Kadim bir sızı gibi
Hep orada o toprak damlı evlerin altında yaşanan…

İyi ki yıldızlar görünüyor ama.
İyi ki dağlarda kartal yuvaları oluyor.
İyi ki kekik kokulu rüzgarlar esiyor sabah olunca.
İyi ki ete kemiğe bürünüp Yunus diye görünebiliyoruz sırrınca.

Daha ne olsun ahretlik.
Hayatın hepsi bu işte… 

 

Ve, Yunus Emre'nin hayli anlamlı bulduğum ve sevdiğim bir şiiri... 

Bir Kez Gönül Yıktın İse (Yunus Emre)

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Hani erenler geldi geçdi
Bunlar yardu kaldı göçdü
Pervaz urup Hakk'a uçdu
Hüma kuşudur kaz değil

Yol oldur ki doğru vara
Er oldur alçakda dura
Göz oldur ki Hakk'ı göre
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Belî kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil 

Doğru yola gittin ise
Er eteğin tuttun ise
Bir hayırda ettin ise
Birine bindir az değil

Bir gönülü yaptınısa
Er eteğin tuttunusa
Bir kez hayır ettinise
Binde bir ise az değil 

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka metaların satar
Yükü cevherdir tuz değil 

Bu mesaj, m1gin tarafından, 08.12.2009 19:46:33 itibariyle düzenlenmiştir.
Bu mesaj, m1gin tarafından, 01.10.2011 09:53:52 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Big Bang Teorisi ve Yunus Emre
2009/02/17 3:08
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

İnternette dolanırken, hayli dikkatimi çeken bir başlıkla karşılaştım: "Big Bang Teorisi ve Yunus Emre"
"Bu da nesi!" diye iç geçirdim ve merakla yazıyı okumaya başladım.
Okudukça şaşkınlığım arttı.

Yunus'un bu çağlar üstü muhteşem eserleriyle her karşılaştığımda, Molla Kasım'a, kızdığımı hissediyorum...
Kimbilir nice incileri yok ederek, sonraki nesillerin onlardan istifadesine engel olmuştur.

Dönelim beni heyecanlandıran ve bir edebiyat öğretmeni tarafından yazılan yazıya.

Erturan Elmas tarafından kaleme alınınan aşagıdaki yazı, hikayeler.net sitesinden, 17.02.2009 itibariyle alınmıştır.

Yunus Emre ve Big Bang Teorisi

Bu başlığı okuyanlar eminim ki şaşıracaklar ve 21. yüzyılın modern fiziğinin bulgularıyla 13. yüzyıl mutasavvıf şairi Yunus Emre arasında nasıl bir ilişki kurabildiğimi merak edeceklerdir.

Günümüzün astro-fizikçilerinin kâinatın yaratılışı hakkında ileri sürdükleri ve ekserisinin kabul ettikleri “Big Bang (büyük patlama) Teorisi”ne ben de inanıyorum artık. Sebebi ise Yunus Emre’den aldığım aşağıdaki şiirdir:

Yer gök yaratılmadan
Hak bir gevher eyledi.
Nazar kıldı gevhere,
Sığmadı devr eyledi.

Gevherden buğ çıkardı.
Ol buğdan gök yarattı.
Gökyüzünün bezeğin
Çok ilduzlar eyledi.

Göğe eyitti, dön dedi.
Ay ü gün yürsün, dedi.
Suyu muallak dutup
Üstünü yer eyledi.

Yer çalkalandı, durmadı;
Bir dem karar kılmadı.
Yüce yüce dağları,
Hak çöksiler eyledi.

Bu söz Yunus’a kandan,
Haberi verse candan.
Lûtf ıssı kereminden,
Ana nazar eyledi.

9-10 yıl öncesine kadar liselerde genellikle Özdemir Sarıca, Mahir Ünlü ve Ömer Özcan’ın birlikte yazıkları edebiyat kitapları okutulurdu. Bu yazarlarımızın lise ikinci sınıf kitabında “Yunus Emre’den Seçmeler” başlığı altında Yunus’tan üç ilâhî vardı. Derslerimde bu üç şiiri okutur geçerdim. Şiirlerin muhtevasına hiç girmez, anlam yönünden yorumlamaz, yorumlatmazdım. Sebebi ise yukarıda zikrettiğim şiirden hiçbir şey anlayamayışımdı.

Orta okul ve lisede okuyan oğullarıma faydası olur diye “Tübitak”ın yayınladığı “Bilim ve Teknik” dergisine abone olup Big Bang Teorisi’ni öğreninceye kadar bu şiir bana bir anlam ifade etmiyordu.
Fakat şu anda şöyle düşünüyorum: Ey 21. yüzyıl fizikçileri, asto-fizikçileri, astronomları!.. Sizin kitaplar dolusu makalelerle izah ettiğiniz teoriyi Yunus Emre 700 yıl önce yirmi kısa dizeyle anlatmış bile... Siz çok geç kaldınız. Kâinatın yaratılışının sırrı asırlar öncesinde çözülmüş de haberimiz yokmuş.

Ben edebiyat öğretmeniyim, bir fizik profesörünün diliyle ve kullandığı terimlerle bu teoriyi izah edemem ama, bilim dergilerinden anladığım kadarıyla Big Bang Teorisi’nin özü şudur: Kâinatın yaratılması için başlangıçta çok büyük bir atom çekirdeğinin mevcut olması ve bu çekirdeğin patlaması gerekir.

İddia sahipleri “Patlamadan sonraki her saniyeyi, saliseler içinde gerçekleşen her yeni oluşumu biliyoruz ve bunları kanıtladık.” diyorlar.
Yunus da böyle diyor. Yer gök yaratılmadan önce Allah’ın bir cevher (öz) yarattığını ve o cevhere nazar kıldığını anlatıyor. Birinci dörtlüğün son dizesi Ö. Sarıca, M. Ünlü ve Ö. Özcan’ın ders kitabında “Sızdırdı dür eyledi” şeklindedir. Fakat bu dizenin başka kaynaklarda “Sığmadı devr eyledi” şeklinde olduğunu gördüm. Eğer doğrusu böyleyse Yunus, cevherin Allah’ın bakışını hazmedemediğini ve dönmeye başladığını ifade ediyor. “Atom çekirdeğinin nasıl patladığını asla öğrenemeyeceğiz.” diyen astro-fizikçilere bir cevaptır bu. Yunus’a göre kendi ekseninde dönen cevher bir müddet sonra patlamıştır.

Yunus ikinci dörtlüğün ilk iki düzesinde Allah’ın cevherden buğ (duman) çıkardığını ve kâinatı o dumandan yarattığını anlatıyor. Big Bang’çılar da aynı şeyi anlatmıyorlar mı? Atom çekirdeğinin patladığını, uzayın boşluğuna yayılan atom partiküllerinin birleşerek nebülözleri oluşturduğunu, kendi çevresinde dönerek uzayda yol alan nebülözlerin zamanla merkezde yoğunlaşıp yıldızları oluşturduklarını iddia ediyorlar. Yunus Emre de patlama sonucu çıkan dumandan birçok yıldızlar meydana geldiğini ve bunlarla göğün süslendiğini anlatıyor.

Big Bang’çılara göre patlama devam etmektedir. Milyarlarca ışık yılı uzaklıklarda yeni yıldızlar, galaksiler oluşmakta; milyarlarca ışık yılı gerilerde ise yıldızlar bir bir sönmekte ve karadelik haline gelmektedir. Milyarlarca yıl önce sönen fakat hala ışığını görebildiğimiz yıldızların olduğu iddia edilmektedir.

Yunus’un şiirinin üçüncü dörtlüğü de hayli ilginç. Allah’ın göğe, Güneş’e, Ay’a “Dön” dediğini “Ay ve Güneş yürüsün” şeklinde emir verdiğini anlatıyor. Günümüz astronomisi açısından ne kadar doğru tesbitler değil mi? Ay, Dünya, Güneş, diğer yıldızlar, Samanyolu ve diğer galaksiler... Hatta atom çekirdeğinin içindeki nötronlar, elektronlar... Her şey, her şey hareket halinde ve her şey dönüyor... Atomun içindeki çekirdeklerden galaksilere kadar hep dönme hareketi gerçekleşiyor. Bir an dönmenin sona erdiğini düşünelim, o zaman kâinatta hiçbir şey kalmaz herhalde.

Bunları düşündükçe aklım Mevlânâ hazretlerine gidiyor. Acaba onun ayinlerde dönmesi, semâzenlerin sürekli olarak dönerek törenler gerçekleştirmesinin bir sebebi de bu muydu?

Coğrafyacılar: “Dünya bir elma gibidir.” der. Yeryüzünü elmanın kabuğuna, mağma tabakasını da elmanın içine benzetirler. Sıcak bir sıvı gibi olan mağma tabası günümüzde bile yanardağlardan fışkırmakta, yer kabuğunu çatlayıp lâvlar halinde yeryüzüne çıkmaktadır ve dünyanın milyarlarca yıl önceki durumu hakkında fikir vermektedir.

Yunus Emre 3. dörtlükte buna da temas etmiş. Allah’ın suyu muallâkta (boşlukta) tuttuğunu ve suyun üzerini yer haline getirdiğini ifade ediyor. Uzayın boşluğunu düşünün. Bu boşlukta sıcak, yakıcı bir sıvı (mağma), üzerinde kayalar, taşlar, toprak oluşuyor. Avrupa’da dünya yuvarlaktır diyenleri iki-üç asır öncesine kadar öldürüyorlardı... Bir de Yunus’un sözlerine bakın! Hayranlık duymamak, şaşırmamak elde mi?

Yine coğrafyacılar yer kabuğunda dağları mağma tabakasına çakılan çivilere benzetirler. Dünyadaki tepelerin, sıradağların dünyayı yaşanabilir kıldığını, dağların olmaması halinde mağma tabasının rahatlıkla yeryüzüne çıkacağını ifade ederler.

Yunus Emre dördüncü kıtada buna temas ediyor. Yer kabuğunun altındaki sıcak, sıvı tabakanın sürekli çalkalandığını, Allah’ın yüce yüce dağları yaratarak mağma tabakasına çöksü (baskı) vurduğunu anlatıyor.

Son dörtlükte ise bu sözlerin kendisine Allah tarafından ilham edildiğini ifade ediyor.

Ben bir edebiyat öğretmeni olarak bu şiiri böyle yorumluyorum ve Big Bang teorisinin yedi yüzyıl öncesinden Yunus tarafından özlü bir şekilde ifade edildiğini iddia ediyorum.
Big Bang teorisyenlerine ise Yunus Emre’yi teyit ettikleri için teşekkür ediyorum.

İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com

Haftalar önce Mehmet Can; Radyo 7 'deki "Canlı Dakikalar" programında Yunus Emre 'nin "İlim İlim Bilmektir" şiirini pek bir güzel okumuştu.
Zaten Mehmet Can, kendine özgü muhteşem tonlama ve vurgularıyla şiir okurken, çoğu kez heyecanlandığımı hissederim.

Evet, ne diyordum... "İlim İlim Bilmektir" şiirini Mehmet Can'dan dinledikten günler sonra, kulağımda kulaklıkla evde dolanırken birdenbire kendimi bu fevkalade şiiri mırıldanırken buluverdim. 
Okudukça okuyasım geliyordu... Ama sözlerini tam olarak hatırlamıyordum... Ve,  internetten şiirin metnini bulup, doya doya okumaya başladım...
Az biraz sonra da, okumalarımı kaydetmeye başladım... 

Ve, bu şiiri bir özel bölüm olarak "Enlem ve Boylam"da değerlendirebileceğimi aklımdan geçirerek, daha sonra montajlanmak üzere birkaç farklı okuyuş denemesi ile kayıtlar yapıp sakladım. 

Ve aradan bir ay kadar zaman geçmişti... Yeni bölüm "Enlem ve Boylam"a malzeme lazımdı. 
Ve söz konusu ham kayıtlarımı hatırlayıp, kolları sıvadım ve onları düzenledim. Lâkin uygun bir müzik bulamıyordum...

Günlerce süreyle öylece bekledim... mp3 çalarımdaki müziklerin seslendirmeme uygun olup olmayacağını düşünüyordum artık, onları dinlerken... 

Ve günler sonra, mp3 çalarımda bir parça çalmaya başlamıştı ki, birden bire heyecanlandığımı hissettim. Parçayı tekrar dinledim...
Göksel Baktagir 'in çalışmalarına pek benziyordu. Bilgilerine baktığımda, Göksel Baktagir ve Nedim Nalbantoğlu 'nun ortak bir çalışması olan "Fırtına" adlı bir eser olduğunu öğrendim. 
Ve bilgisayar başına koşup montaj işlemlerine başladım. 
Ve işte şimdi, "Enlem ve Boylam 20 (Nisan 2010)" bölümünde yer alan, sözünü ettiğim çalışma ayrı olarak huzurlarınızda...  
 

Şiir: İlim İlim Bilmektir
Yazar
: Yunus Emre
Seslendiren: M. Birgin
Müzik: Göksel Baktagir & Nedim Nalbantoğlu

İlim İlim Bilmektir

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır

Okumaktan mana ne
Kişi Hakk'ı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eri hak bilmez isen
Abes yere yelmektir

Dört kitabın manasın
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yigirmi dokuz hece
Okusan ucdan uca
Sen elif dersin hoca
Manası ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre

Bu mesaj, m1gin tarafından, 09.05.2010 08:07:44 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Yunus Emre Şiirleri
2010/07/18 15:47
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesindeki "Sesli ve Görüntülü Programlar" bölümü dikkatimi çekti. Hemen daldım tabi. 
Ve 52 bölümlük Yunus Emre Şiirleri ile karşılaşınca hafiften heyecanlandığımı hissettim... Örnek bir bölümü izlemeye başlayıp, şiirleri Semih Sergen'in seslendirdiğini farkettiğimde ise heyecan düzeyim birden bire yükseliverdi. 

Sonra, bu güzelim eserlerin yayılmalarına katkıda bulunmak istedim de, öyle bir girişimde bulunayım dedim. 

Keşke çalışmaların sadece sesli ve yüksek kaliteli versiyonları da sunulmuş olsaydı, demekten kendimi alamıyorum. 

Keyifli dinlemeler... 
 

  1. Yunus Emre Şiirleri (1. Bölüm)
  2. Yunus Emre Şiirleri (2. Bölüm)
  3. Yunus Emre Şiirleri (3. Bölüm)
  4. Yunus Emre Şiirleri (4. Bölüm)
  5. Yunus Emre Şiirleri (5. Bölüm)
  6. Yunus Emre Şiirleri (6. Bölüm)
  7. Yunus Emre Şiirleri (7. Bölüm)
  8. Yunus Emre Şiirleri (8. Bölüm)
  9. Yunus Emre Şiirleri (9. Bölüm)
  10. Yunus Emre Şiirleri (10. Bölüm)
  11. Yunus Emre Şiirleri (11. Bölüm)
  12. Yunus Emre Şiirleri (12. Bölüm)
  13. Yunus Emre Şiirleri (13. Bölüm)
  14. Yunus Emre Şiirleri (14. Bölüm)
  15. Yunus Emre Şiirleri (15. Bölüm)
  16. Yunus Emre Şiirleri (16. Bölüm)
  17. Yunus Emre Şiirleri (17. Bölüm)
  18. Yunus Emre Şiirleri (18. Bölüm)
  19. Yunus Emre Şiirleri (19. Bölüm)
  20. Yunus Emre Şiirleri (20. Bölüm)
  21. Yunus Emre Şiirleri (21. Bölüm)
  22. Yunus Emre Şiirleri (22. Bölüm)
  23. Yunus Emre Şiirleri (23. Bölüm)
  24. Yunus Emre Şiirleri (24. Bölüm)
  25. Yunus Emre Şiirleri (25. Bölüm)
  26. Yunus Emre Şiirleri (26. Bölüm)
  27. Yunus Emre Şiirleri (27. Bölüm)
  28. Yunus Emre Şiirleri (28. Bölüm)
  29. Yunus Emre Şiirleri (29. Bölüm)
  30. Yunus Emre Şiirleri (30. Bölüm)
  31. Yunus Emre Şiirleri (31. Bölüm)
  32. Yunus Emre Şiirleri (32. Bölüm)
  33. Yunus Emre Şiirleri (33. Bölüm)
  34. Yunus Emre Şiirleri (34. Bölüm)
  35. Yunus Emre Şiirleri (35. Bölüm)
  36. Yunus Emre Şiirleri (36. Bölüm)
  37. Yunus Emre Şiirleri (37. Bölüm)
  38. Yunus Emre Şiirleri (38. Bölüm)
  39. Yunus Emre Şiirleri (39. Bölüm)
  40. Yunus Emre Şiirleri (40. Bölüm)
  41. Yunus Emre Şiirleri (41. Bölüm)
  42. Yunus Emre Şiirleri (42. Bölüm)
  43. Yunus Emre Şiirleri (43. Bölüm)
  44. Yunus Emre Şiirleri (44. Bölüm)
  45. Yunus Emre Şiirleri (45. Bölüm)
  46. Yunus Emre Şiirleri (46. Bölüm)
  47. Yunus Emre Şiirleri (47. Bölüm)
  48. Yunus Emre Şiirleri (48. Bölüm)
  49. Yunus Emre Şiirleri (49. Bölüm)
  50. Yunus Emre Şiirleri (50. Bölüm)
  51. Yunus Emre Şiirleri (51. Bölüm)
  52. Yunus Emre Şiirleri (52. Bölüm)
Bu mesaj, m1gin tarafından, 18.07.2010 15:49:11 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com

Yunus Emre'nin aylar önce dilime dolanan "Şöyle Garip Bencileyin" adlı şiirini seslendirmeyi çok defa düşünmüş olsam da, nihayet "Enlem ve Boylam 37 (Eylül 2011)" bölümünde bunu gerçekleştirmiş bulundum. 

Daha öncekilere benzer olarak, bu çalışma da envaiçeşit müziklerle örülü efektif bir hâl aldı. Daha çok bilgi için "Enlem ve Boylam 37 (Eylül 2011)" bölümü dinlenebilir.

Keyifli dinlemeler...

 

Şöyle Garip Bencileyin

Acep şu yerde varm'ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin

Yunus Emre

-------------------------
bencileyin : Benim gibi
bağrı başlı : Gönlü yaralı
göynümek : İçten yanmak
sin : Mezar
şar : Şehir

Şiir metni ve açıklamalar siir.gen.tr ve wikisource.org sitelerinden alınmıştır.

İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Abonelik Bilgisi Abonelik
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: yavuz45, ensar5454, Sinan6183, 5555, Abcdefg_123,
Son Oturumlar: