Bireysel Mesaj Gösterim Modu

Görüntülenme: 58063
Sultan Alp Arslan
2011/11/27 18:49
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

SULTAN ALP ARSLAN

Anadolu’ya fetih kapılarını açmaya Cenab-ı Hakk’ın inayeti ve tevfikı ile muvaffak olan Selçuklu Sultanı Alp Arslan  Merv’de melik olarak hüküm sürdüğü müddet istisna edilirse saltanatı sadece dokuz sene devam etmiştir. Bu dokuz yılda misli görülmemiş zaferler kazanmış; amcası tarafından kurulan Selçuklu imparatorluğuna çok daha fazla genişlik, kudret ve haşmet kazandırmıştır.  Kudreti, sür’atli fetihleri ve derin imanı dolayısıyla Alp Arslan ile Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. İbn Kemal’in Yavuz Sultan Selim hakkında söylediği “az zaman içre çok iş etmişti” mısraiyle başlayan kıtası Selçuk’lu sultanı Alp Arslan’ı da çok güzel ifade etmektedir. Bu kudreti ve mefkûresi dolayısıyla Alp Arslan Cihan hâkimiyeti şuurunu taşımıştır. Vefatından önce:

“Bir tepe üzerine geldiğimiz zaman ordunun azametinden ve askerin çokluğundan dolayı altımda yerin titrediğini hissediyor ve kendi kendime ben Dünya sultanı (Melik-üd dünya)yım; bana kimsenin kudreti yetmez. Bu ordu ile Çin’i dahi fethederim, bana kim galip gelebilir dedim. Bu gurur yüzünden şimdi bu aciz duruma düştüm. Hâlbuki herhangi bir sefere girişirken daiama Allah’dan yardım dilerdim” sözleri ile hem bu şuurunu, hem de imanını ve cihangirlik davasını belirtmiştir.

     Alp Arslan, bütün ömrünce İslam’a hizmet edebilmiş nadir zatlardandır. Girdiği her savaşa ya bir fitneyi bastırmak yahut İslam memleketlerini muhafaza etmek veya Müslümanların itikadlarına zarar verenleri mahvetmek için girmişti. Nitekim kendiside bir harici tarafından şehid edilmiştir.

    Sultan Alp Arslan akıllı, adaletli ve iyi ahlaklı insandı. Her asılsız ihbara itibar etmezdi. Hâkimiyet sahası çok genişlenmişti, bütün dünya ona boyun eğmişdi. Ona Müslüman müellifleri tarafından  “Adil Sultan” , “Fetih Babası” denilmiştir. Bazı Hıristiyan kaynaklarında bile bu isimle anılmaktadır. Ona, haklı olarak “Sultan-ul Alem” denilirdi.

     Ülkesinin hiçbir yerinde cinayet ve müsadere olmazdı. Halktan makul bir şekilde vergiler alınırdı buda kolaylık olsun diye iki ye bölünerek tahsil edilirdi.

     Bir gün biri, veziri Nizamülmülk aleyhinde yazdığı yazıda sultanın memleketlerinde ne kadar malı olduğunu ve negibi vergiler alındığını anlatmıştı. Yazı, sultanın namaz kıldığı yere bırakılmıştı. Sultan onu alıp okudu, sonra da onu Nizamülmülk’e verip. “Bu mektubu al, eğer bunu yazanların yazdıkları doğru ise ahlakını güzelleştir, durumunu düzelt. Eğer yalan söylüyorlarsa onların hatalarını bağışla ve onları öyle mühim işlerle meşgul etki insanları aldatmaya vakit bulamasınlar.”demiştir.

SULTAN ALP ARSLAN’IN ŞEHİD EDİLMESİ

Asıl adı Muhammed olan Sultan, Alp Arslan adı ile meşhur olmuştur. Eylül 1072 başında Maveraünnehr’e doğru sefere çıkmıştı. Askerlerinin sayısı iki yüz bin süvariden fazlaydı. Alp Arslan’ın adamları 20 Kasım 1072 günü Yusuf el Harezmî adlı kale muhafızını huzura getirdiler. Yusuf yanında sakladığı bıçakla sultanı yaraladı.

Sultan yaralanınca şöyle dedi:

“Bir tepe üzerine geldiğimiz zaman ordunun azametinden ve askerin çokluğundan dolayı altımda yerin titrediğini hissediyor ve kendi kendime ben Dünya sultanı (Melik-üd dünya)yım; bana kimsenin kudreti yetmez. Bu ordu ile Çin’i dahi fethederim, bana kim galip gelebilir dedim. Bugün Allah-u Teâlâ beni en zayıf kulu karşısında aciz bıraktı” deyip istiğfar etti. 24- 25 Kasım 1072 tarihinde vefat etti ve Merv’de babasının yanına defnedildi.

Sultan Alp Arslan 1032-1033 yılında doğmuştur. Kırk yıl birkaç ay yaşamıştır. Başka bir rivayete göre 1029-1030 tarihinde doğmuştur. Kırk iki kırk üç yıl yaşamıştır. Sultan olarak adına hutbe okunduğu tarihten vefatına kadar hükümdarlık müddeti dokuz sene altı ay ve birkaç gündür.

SULTAN ALP ARSLAN’IN KİTABESİ

1071’deki Malazgirt zaferimizin muhteşem kahramanı Sultan Alp Arslan’ın  “Merv” şehrindeki türbe kitabesi şu mealdedir: 

Alp Arslan’ın göklere yükselen başını gördün,
Merv’e gel ve onun toprak olmuş tenine bak:
Ne kemeri üstündeki yıldız, ne ay gibi parlak yüzü
Ne altındaki at, ne de elindeki dizgin kalmıştır!

Rabbim! Başta Efendimiz (asm) olmak üzere dini mübin-i İslam’a hizmet eden tüm ecdadımızın gittiği yolda yürümeyi bizlere nasip etsin inşallah.

Kaynaklar: Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti (Ötüken Yayınları Prof Dr Osman Turan)

Tarihi Hakikatler 2 İsmail Hami Danişmend

Yedikıta Sayı 12 Ağustos 2009

Abonelik Bilgisi Abonelik
Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: Gundzilla, Ebenin, guest3, guest2, guest1,
Son Oturumlar: