Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:

İnsandan Yana

Ali Özdemir
İnsandan Yana

Çeşitli vesilelerle çevremizde bulunan insanlar bizim için acaba ne ifade etmektedir? Onlar, bir kısmımızın hiç dikkat etme gereği duymadığı unsurlar arasında yer alır. Bu kişilerin ilgi alanına insanlar girmemektedir demek ki. Yani çevredeki insanlar, diğer unsurlar arasında özel bir konumda değildir. Duvarlar gibi, bitkiler gibi, kaldırım taşları gibi bir şeydir. Hiç ilgi duyulmayan, merak edilmeyen, önemsenmeyen, hatta belki de hiç dikkate alınmayan bir şey olarak görülebilir mi bir insan? Başkaları tarafından katı bir ilgisizlikle karşılanan insanlar nasıl bir duygu durumundadır ve içinde bulundukları bu hali kendilerine izah etme gereği duyuyorlarsa nasıl üstesinden geliyorlardır bunun? Çevredeki insanlarla çeşitli şekillerde etkileşim halinde bulunulmasına rağmen onları umursamamak ne kadar insanidir? Bir insanın başka insanlara ilgisiz kalabilmesi kabul edilebilir bir şey midir? Nasıl olur da bir insan başka bir insana karşı ilgisiz, kayıtsız, uzak kalabilir? Anlaması zor. Bu durumdaki bir kısmımız, nasıl olur da kısımlarımızdan biri durumundadır?

Yaşadığımız topraklardan öğrenmekteyiz ki, başka insanlar hayatımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. Kendi dünyamıza kapanmamız, insanlardan yüz çevirmemiz, kendimizi bir yalnızlığa sevk etmemiz kesinlikle istenmeyen bir tavırdır. Aynı zamanda, başkalarını kendi yalnızlığına, dışlanmışlığa, farklı şekillerde kimsesizliğe terk etmek de istenmez kesinlikle. Toplumsal yapımız birliktelikten yanadır; ayrılıktan, kopukluktan, parçalanmışlıktan yana değildir. Yaşayan geleneksel değerlere baktığımızda hep bir birliktelikle doğrudan bağlantılı bir yapının karşımıza çıktığını görürüz. Yaşanan ayrılıklar toplumda hep korku, tedirginlik, umutsuzluk doğuran çeşitli seviyelerde facialar olarak anlaşılmıştır. Ama gerektiğinde desteklenen, doğuracağı umut edilen iyi sonuçların yaşanabilmesi için gerçekleşmesi arzu edilen bir takım kişiler arası ayrılıklar da vardır. Görünürde desteklenen bu tür ayrılıklar, gerçekte istenilen çeşitli birlikteliklerin ifadesidir. Kısacası, sözlü kültürde de, halk arasında da, edebiyat metinlerinde de, türkülerde de toplumsal bütünlükten uzaklaşmayı eleştiren birçok yaklaşım mevcuttur.

Bu topraklarda aile kurmaya yuva kurmak denilmesindeki bilgelik ne olabilir? Aile neden kutsallıktan ayrı düşünülmez? Elden geldiğince parçalanmışlıkların yaşanmaması için mücadele etmekten niçin hiç geri durulmaz? Toplumsal ortamlara nifak tohumları ekmek, bozgunculuk çıkarmak neden kat’i surette istenmeyen ve müsaade edilmeyen en menfi tavırlardan biri şeklinde değerlendirilir? Suret-i haktan görünmek yaşadığımız topraklarda neden insanların elinin tersiyle ittiği tutumlar arasında sayılmaktadır? Yorulmadan ve her seferinde daha bir şevkle insanların başka insanlara davet edilmesindeki manalar nelerdir? Bu türden sorulara neden gündemimizde pek yer vermeyiz? Çünkü insanı ve insanları anlamak istemiyoruz. İnsanları anlamaya çalışmaktansa kullanmaya çalışmak çok daha az zahmet gerektirdiği gibi, çok daha iş bitirici olabiliyor. Öyle değil mi? İnsan olgusundan her geçen gün insan daha fazla kopmakta değil midir? Yaşadığımız günlerde yaygın olduğu şekliyle insanilik tasavvurunun insandan taammüden uzaklaşılarak kurgulandığına hak veremeyecek kadar hâlihazırdaki koşullanmalara boğazımıza kadar batmış durumda olduğumuz bir hallüsinasyon, bir vehim değil.

Fakat başka bir kısmımız da vardır ki, çevresindeki insanlara önem verir, onlarla ilgilenir. İnsanlara karşı ilgisiz, kayıtsız, uzak kalmaz. İnsanları merak eder, onları umursar, onlara karşı bir kör gibi, bir sağır gibi davranmaz. Bir insanın ilgi alanının merkezini başka insanların oluşturması gayet insani bir durumdur. Başkalarına karşı kayıtsızlaştıkça, bu insani durumdan bize düşen payı reddetmiş oluruz. Hâlbuki yabancılaştığımız her insani durum bizi kendimizden uzaklaştıran bir tuzaktır. Çevremizdeki insanları hiç dikkate almama tuzağına neden düşecekmişiz ki? İnsanlara yöneldikçe, kendimize ve toplumdaki asli iradeye yönelmiş oluruz. Ama yaşanan toplumsal çözülme, insanı insandan koparır. İnsan insandan koptukça, çözülmeyi körüklemek zorunda kalacaktır. İnsan insandan yana olmayacaksa, kimden, neyden yana olacakmış? Bu sual yanıtsız bırakılmaktadır. Çünkü insanların birbirlerinden kopmaları, insanın insandan yana olmaması, içi boş bir bütünlük ideali peşinde koşup ömür tüketmeyi beraberinde getirecektir.

Bizi çevremizdeki insanlardan koparmak isteyenler, bizi neye bağlamak istemektedirler? Bizi bir yok oluşa ulaştırmak isteyenler, insanları bizden koparmaktadır. Başkalarından kopmak, insanı kendinden ve toplumun asli iradesinden de kopmaya sürükler. Kendinden kopmuş bir insan, kendi yokluğuna gömülmüş demektir. Bizi başkalarından koparmak isteyenler, bizi yokluğa gömmek isteyenlerdir. Yoklukta ne işimiz var? Bize varlık gerektir. Bu nedenle birliktelikten yanayızdır. Bu nedenle, insanı yüceltmekten yana değil, insandaki yüceliklere sahip çıkmaktan yanayızdır. Bize gereken varlıktır. Biliriz ve unutmayız ki, insan, varlıklar arasındaki merkeziliği nedeniyle müstesnadır. Kimsenin onu köreltip, aleladeleştirip, mahvetmeye hakkı yoktur. Eğer insan insandan yana değilse, mahvoluştan yana olmaktan başka bir tercih imkânı yoktur.

İnsan, insandan yana olduğu için zevkperestlikten ve süflî olandan yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için sevgiden ve hikmetten yanadır. İnsan, insandan yana olduğu için hamakattan ve insancılıktan yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için haysiyetten ve istikametten yanadır. İnsan, insandan yana olduğu için sömürüden ve istismardan yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için hakikatten ve feyizden yanadır. İnsan, insandan yana olduğu için ferdiyetçilikten ve zilletten yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için itidalden ve aklıselimden yanadır. İnsan, insandan yana olduğu için bâtıldan ve eklektizmden yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için vakardan ve asâletten yanadır. İnsan, insandan yana olduğu için oportünizmden ve fücurdan yana değildir. İnsan, insandan yana olduğu için kemâlâttan ve ihsandan yanadır.

İnsan, hakikatten yana olduğu için insandan yanadır.


Bu sayfa, 8.1.2012 tarihinde yayınlanmış ve 8485 defa görüntülenmiştir.
Oyla!
Abonelik Bilgisi
Yorumlar
bulbulgulsum 20.6.2014 03:12:47 Bildir!
Merhaba Ali Hocam, üniversitede yazdığınız yazı ve şiirleri hala saklıyorum. Büyük keyifle okumuştum. Kaleminiz yıllar içinde kuvvetlenmiş. Emeğinize sağlık.
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: Ireminmelisi, Gulcin03, fmyld, tkaya, Doralya,
Son Oturumlar: