Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:

Her İnsan Kendi Şehrini Yaşar

Zuhal Sarı
Her İnsan Kendi Şehrini Yaşar

Hayattayız Azizim(!)

Nefes alıp verdiğimize göre, yaşıyoruz demektir.
Yaşıyor, yaşatıyor ve birde gelişi güzel yaşlanıyoruz.

Hayat, hayallerimizi doldurduğumuz çantayı kapıp kaçmak istiyor ve kap-kaç işini de doğrusu iyi beceriyor. Her şey bir yana birde kaptırdığımız çantada; "umut-aşk" kimliğimiz olmasa, belki o zaman mazur görür, ihtiyaç sahibine bizzat kendimiz teslim eder, paylaşır birlikte yol alırız. Hayatta güven kadar emsali bulunmayan riya da var azizim…

Her şehirde, her canda bir başka hayat sızısı yaşanmaktaymış meğer...
Kanayan yaralarımıza zaman ve yaralarımızı tedavi edecek pansuman gerek. "Umut-aşk" tükenmez panzehirdir, "Hayat Eczanesi"nde. Yarayı önce "aşk" ile toniklemek daha sonra "umut" bezi ile sarmak gerek.

Yıllar önce araba kullanmaya başlamıştım. Büyüdükçe "Hayat Yolu"nda sürat yaptım. Herkes gibi benim de arada sırada ufak-tefek kazalarım olmuyor değildi. Size hastanedeki o yoğun bakım gecesini anlatacağım. Cihazların kulak tırmalayan, kalp ritimlerinin insanı ürküten seslerinin olduğu; "Hayat-Yaşam" odasına, Türk kahvesi içmeye gidiyoruz; buyurun.

Herkesin başına gelebilecek o feci kaza, benim de başıma geldi. ‘Keşke’lerimi Geçmiş’e sigortalatmış; zararımın karşılığını ödeyemeyen sigortadan davacı olmamış, olamamıştım. Klasik lâkin doğru söz; sağlık olsundu (her halükarda)…

Bitmez, tükenmez zifiri bir karanlık... Nefes alıyor olmanız canınızı acıtıyor... Şairin deyimi ile;

Nefes almak yaşamak mıdır anne?
Acı çekiyorum nefes alırken yaşamak, yaşamak acı çekmek midir?
Ölürsem nefes alamam değil mi?
O halde ölüm acısız daha mı güzeldir? (1)

Sonrasında ritim bozukluğu yaşıyorsunuz. Kalbiniz beyne meyl ediyor. Tam bu esnada dipsiz bir kuyunun olduğunu fark ediyor ve hemen "aşk-umut" panzehirini hazırlayıp pansumana başlıyorsunuz...
Ben girdap bir kuyudayım. Gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin hak olduğuna inanıyorum. Ahdim var. O halde ilk akla gelen; Hz. Yusuf (a.s.). Ben girdap kuyulardayım ve Rahman bana Hz. Yusuf’un sünnetini yaşatıyor ne güzel... Aşk toniği işe yarıyor gibi. Umudumu da üzerine sarmayı bir becerebilsem, belki o zaman yeniden "Bismillah" deyip, kurtulabilirim yoğun bakım odasından...

Kalbim beynime meyl edince yeniden "aşkla" düşünmeye başladım... Aklıma ilk aşkım azizim İstanbul geldi. Evet, ben İstanbul olmalıydım... Kavgaların, kadavralaşmış ruhların şehri İstanbul(!).
Şiir mısralarında kendimi bulduğum İstanbul;

İçimin sesi, rüzgârımın öfkesi, merhametimin şehri… (2)

Kalbim İstanbul olmalıydı... Yoğun bakımdaki bir hasta için en iyi tedavi; "Alın Yazısı Saati (İstanbul)" mısraları;

Ölümüm biliyorum Ey İstanbul diriliş içindir.
Öyleyse indir ruhunun teslim bayraklarını indir göm toprağa
Doğrul ve kalk ayağa… (3)

Doğrulmak ve kalkmak için sana ihtiyacım var, ey diriliş muştusu; kalplerimizin miracı, ahde sadık kalmamanın utançlığını yaşadığım tutsak gönüllerin özgür şehri Kudüs(!). Şahlanan nefis ordusuna taş atmayı, fitne, iftira bombalarının altında yılmadan yıkılmadan mücadele etmeyi, çiçeklerin de kan kokabileceğini senden öğrendim. Ahde vefayı, vuslata sevdayı Rahman’a yönelerek başlattı, sultanlar sultanı.

Sana yöneldi bir başka diyardan; namaza durdu. İkinci rekâtta gelen vahiy; Secdesini Mescid-i Aksa’dan, Kâbe’sine yöneltti. Adını "Kıbleteyn" (iki kıble), diye isimlendirdiğini okuduğum zaman anladım kardeşinin Mekke olduğunu.
Mekke’yi çok sever ve sevilirken ayrıldı Rasul; dönüşü feth-i mübarek oldu.
Anladım gözlerimin Kâbe olduğunu.
Göz; ruhun dürbünü, aklın rotası...
Bir siyaha sevdalandım ben. Leş kargaların gözlerimi çıkardığı an, bedenimden herkes tiksinecek; ama ruhum ebedi var olacak ve o ruh hep, yek-bir olan Rahman'a; Kâbe'sine yönelerek secde edecek.

Cihazdan gelen seslere bakılırsa kalp ritimlerim düzeliyor...
İstanbul, Kudüs, Mekke; derler ki gökyüzünde hazırlanıp yeryüzüne inşa edilen mukaddes şehirlerdir. İstanbul, Kudüs, Mekke, hep siz vardınız yanımda;
Kudüs; dirilişin simgesi ruhum,
Mekke; sarsılmayacak aşkım, imanım ve
İstanbul; bütün bu güzellikleri bana yaşatan, aynı zamanda kin, nefret, yalan, umut ve aşkı barındıran kalbim olmalıydı.

Öğrendim ki; her insan kendi şehrini yaşar, kendi şehrine yanar...
Derler ki; her şehir de insanına yanar…

Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
Yaklaştıkça büyüyen
Ayrıntıları setleri bahçeleri
Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbul’da parça parça (4)

(1): Arif Nazım
(2), (3), (4): Sezai Karakoç

Bu sayfa, 1.6.2010 tarihinde yayınlanmış, 9.6.2010 tarihinde güncellenmiş ve 9628 defa görüntülenmiştir.
Oyla!
8,7 (2 oy)
Abonelik Bilgisi
Yorumlar
huseyin 2.3.2011 23:51:18 Bildir!
Sayın Z.SARI, çok harika bir üslup ve içerik... Yazınınzı okurken aradabir, "işte buradan girerek yorum yapmaya başlayayım" diye içimden geçirirken; sonunda böyle bir yorum çıktı ortaya.
Ayrıca; yaşadığım Diyar-ı Bekir'i de zikretmeniz beni son derece mutlu etti. Evet ben de şehrimi yaşıyorum tüm acılarına rağmen...

Saygılar.
Z.SARI 23.7.2010 13:42:13 Bildir!

Geç de olsa bir açıklama yapıyorum sayın Itri =)
 

Öncelikle yazıyı okuma zahmetinde bulunduğunuz ve düşüncelerinizi paylaştığınız için

teşekkürlerimi arz ederim...
 

aşk-umut gezinimlerinde iken neden mi İstanbul,Mekke,Kudus dedim ?
Zira benim hayattaki enbüyük aşkım İstanbul =)
Cok zor bir dönemden geçtiğim ve artık kaldıramayacağımı hissettiğim yüklerim vardı bavulumda ve o bavulun içindeki lüzümsuz eşyaları atmak için ; Rahman'ın ayetine ihtiyacım vardı ve o ayeti hatırladım yine ; Rahman kimseye yükleyemeyeceği yükü vermezmişşş...vaadi var =)
Bu anahtar ile kilidi açmak çok kolay ,ferahlatıcı ...
daha sonrasını düşünüyorum ben madem İstanbu'lu çok seviyorum o halde onun gibi olmalıyım ; bütün zorluklara ve engellere rağmen heybetini yitirmeden ayakta dudruğu gibi durmalıyım ...

Daha sonra Kudus'u ve Mekke' yi duşundum. Kudus'un dırılışi Mekke'nin Rasullullah s.a.v den ayrılma acısı ...
ve daha sonra 5 şehir Kitabı aklıma geldi ve sonrası sevdiğim diğer şehirler;
Diyar-ı Bakır, Bursa , Şam , Medine , Mardin , Amsterdam ve daha nicesi ....
 

en sonunda şunu anladım benim aşkım İstanbul ,

ve birçok kişinin tutkunu olduğu şehir vardır bu nedenle içimdeki ses bana şu cümleleri söyletti;

Her İnsan Kendi Şehrini Yaşar =)
 

Yazmaya çook önceden karar verdiğim bir yazıydı içimde

ve aradan 3 ay geçti,
Amaatör Yazarlar Yarışıyor 1 yarışması vesile oldu =)

acele ile biraz eksik oldu ama sonuçta oldu işte =)

Nasib :)

Bu mesaj, Z.SARI tarafından, 23.07.2010 13:46:29 itibariyle düzenlenmiştir.
Itri 17.6.2010 00:42:56 Bildir!
Yazıyı okudum. Herşeyden önce ince bir gönlün şifrelerini ele veren bir el örgüsüydü sanki..

Yalnız "aşk-umut" şeklindeki duygusal gezinimleri okurken birden Kudüs, Mekke ve İstanbul eksenine nasıl geçiverdiniz, anlamadım. Yoğun bakım ünitesinde iken bu şehirlerin azizliğine geçmeniz.. şahsen bir bağ kuramadım. Yazı "ümid- aşk" ekseninde mi gitseydi iyiydi, yoksa tümden "şehirler arası manevi bağ" üzerine mi olsaydı, onuda bilmiyorum.

Sonuç olarak güzel bir yazıydı, ama sayın Zuhal Sarı'dan bir açıklama,bağlayamadığım noktaları nasıl bağlamam gerektiği hususunda fikirlerini bekliyorum. ( Kısa zamanda ikinci yazınızı da okuyacağım)
m1gin 9.6.2010 18:10:35 Bildir!
Ey Z.SARI, bu hakikati bugüne kadar bizden neden sakladınız!?  :)

Yahu sizin "Amatör Yazarlar Yarışıyor" uygulamasına eklemiş olduğunuz yazıda bu dipnot bulunuyor muydu ki? ;)

Suç sizin yani! :P

Ee, birinci seçildiniz madem; biraz da eleştirilerden nasibinizi alın, öyle değil mi? :)
Z.SARI 9.6.2010 17:25:41 Bildir!

Teşekkürlerimi arz ediyorum değerli abheri abla :)
Buarada sayın editör :) Hatip ya da m1gin bi mi bilmem lakin (1) Sezai Karakoç şiirinden alıntı değil,

yanlış dinlemediysem şayet; Ahmet İlhan  Selçuk adlı şairden ''Anne Ben Ölüyorum'' adlı şiirinden alıntı ile :)

sözlerin gerçek sahibi ise; Arif NAZIM  :)

ilginize :)

Bu mesaj, Z.SARI tarafından, 09.06.2010 17:28:19 itibariyle düzenlenmiştir.
abheri 2.6.2010 00:36:20 Bildir!
Hislerimde yanılmadığıma ne çok sevindim bilemezsin sevgili Z.SARI kardeşim. Yazıyı ilk okuduğum an demiştim işte bu yazı köşe yazısı olmayı hakediyor diye...

Tekrar yürekten kutluyor ve kalemin hiç susmasın diyorum...
Etiket Ekle
Etiket:
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: RyanCaleb, AtillaBan, Nesss, Eminecakir, Rumeysa58,
Son Oturumlar: