Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 26375
The Secret; İste Yeter ki!
2008/02/28 13:51
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Şu herkesin elinden dilinden düşürmediği meşhur! çekim yasasını anlatan kitap (The Secret) hakkında görüş belirtme niyetim hiç yoktu. Ta ki bunların kendi kendilerine ‘öğretmen’ dedikleri, hem kitap hem dvd filmlerinde bolca referans gösterdikleri David Schirmer adlı (sözde) üstadin ortaya çıkan sahtekarlığını okuyana kadar…

Bu Avusturalyalı ağbi bir yatırım uzmanı ve eğitmeni, bir konuşmacı, bir yazar… Yıllık geliri 1.5 milyon doların üzerinde.

Önce onun The Secret’da yer alan şu muhteşem sözüne bir bakalım:

“Bu ’sır’rı ilk anladığımda birçok fatura ödüyordum, bir sürüsü de sürekli posta kutuma doluşuyordu. ‘Bunu nasıl değiştirebilirim?’ dedim.

Çekim yasası ‘Neye odaklanırsan onu elde edersin?’ der.

Bankadan hesap belgemi aldım, mevcut bakiyemin olduğu yeri silerek, olmasını istediğim miktarla değiştirdim ve bana sadece çeklerin gönderildiğini hayal ettim. Bir ay içinde işler değişmeye başladı. Ve bu inanılmazdı. Artık sürekli çek alıyorum, fatura da geliyor, ama daha çok çek alıyorum.”

Ne güzel değil mi?

David verdiği ‘Zengin Olmanın Sırrı’ eğitimlerinde, öğrencilerinden ‘kısa dönemde yüksek faiz’ vaadleri ile kurduğunu söylediği yatırım fonuna para topluyor. Sonrasını tahmin ediyorsunuz. Bırakın faizi, kimseye ana parasını bile geri ödemiyor. (David’in şirketinde çalışıp yıllardır maaşını almayı bekleyenler de var.)

Kısaca bu yatırım hocasının sırrı, etrafındaki kişilerin cebinden paraları çekmeye odaklanmış.

A Current Affairs isimli bir TV programının ortaya çıkardığı skandal sonrası Avusturalya hükümeti kendisine vergi davası açsa da, o dünyanın dört bir yanında insanlara nasıl kısa zamanda zengin olabileceklerini öğretmeye(!) devam ediyor. Talebi de bir hayli fazla!

İşte bize The Secret kitap ve dvd filmlerinde yaşamın, mutluluğun, herşeyin sırrını öğreten sözde gurulardan birinin durumu. İçler acısı… [Robin Sharma‘nın kulakları çınlasın!]

Mağdur David de boş durmuyor ve kendisi hakkında yapılan suçlamalardan ne kadar canının yandığını söylediği bir cevap videosu yayınlıyor. İçinde elle tutulur hiçbir done yok; hepimizin alışkın olduğu medya suçlaması dışında. Çok iyi bir politikacı olurmuş bu adam.

Dönelim kitaba tekrar.

Bakın bizim coğrafi, siyasi, eğitim veya sosyo-ekonomik nedenlere dayandığını sandığımız bir gerçek nasıl ters yüz ediliyor:

“Sizce neden dünya nufusunun % 1′i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96’sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır değil! Düzen böyledir, onlar bir şeyleri anlamışlardır. Onlar ’sır’rı biliyorlar. Şimdi siz de ’sır’ra ulaşıyorsunuz.”

Olumlu veya olumsuz; hangi düşüncenize odaklanırsanız onu kendinize çekmiş olursunuz, o gerçek olur.

Sevgili arkadaşlarım, siz de bu sırrı bilince artık zengin olabileceksiniz. Ve dolayısıyla yeryüzünde yaşayan herkes okursa… Fakirlik tarihe karışıyor!

Piyango bileti alıp büyük ikramiyenin çıkmamasını istiyen tek kişi olabilir mi? Veya kazanmayı hayal etmeyen, çıkarsa o parayla yapacaklarını hayal etmeyen? Bilet alanlar zaten bu hayalleri satın almıyor mu? Milyonlarca kişi aynı hayali kuruyor.

Bu kitabı okuyup daha olumlu ‘istemeyi’ öğrendikten sonra hepimize büyük ikramiye çıkıyor!

Zengin olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ya da sağlıklı olmak, sevgiliye kavuşmak, mutlu olmak, uzun yaşamak… Ya da savaşların bitmesi, açlığın bitmesi, aids, kanser… Siz hayal edin, küresel ısınma da biter. Susuzluk da!

Serdar Turgut; “Büyük ölçüde ‘umutsuz ev kadınları’ olarak adlandırılabilecek toplum kategorisi nezdinde çok popüler olan bu kitabı, Türkiye’de de çok kişi okuyor. Kitabı, bu sınıfın ilgiyle okumasının başta gelen nedeni, umutsuz ev kadını tarafından yazılmış olmasıdır.” derken, Radikal’den Pınar Öğünç konuya erotik bir boyut katmış: “‘Sır’ değil, servet pornosu.” “Modern safsata” ise zihnimize yeni giren başka bir ifade…

Hatırlarsınız, Ayşe Arman Türkiye’deki yayıncının yardımı ile kitabın yazarı Rhonda Byrnes ile (mail yoluyla) bir söyleşi yaptığını zannediyor, gazetesinde yayınlıyor. Sonra anlaşılıyor ki cevapları gönderen Rhonda değil!

Başta inkar eden, sonra olay netleşince “Ha yazar cevaplamış, ha ben” deme pişkinliği gösteren bir yayıncı var karşımızda! Ve tabii ki dolandırıldığını düşünen bir Ayşe Arman.

Çekim yasası birilerin dolarları kendine çekmesine yaramış yaramasına da, olumsuz bir takım gariplikleri de etrafına çekiyor gibi. [Benim evde durmuyor bu kitap artık :) ]

Bu arada unutmadan; David Schirmer da The Secret’daki arkadaşlarıyla yeni bir zincir satış politikası başlatmışlar. Çıkardıkları 47 dolarlık “How To Apply The Secret Step-by-Step” [Sırrın Adım Adım Uygulaması] isimli yeni kitaplarını satmak için “arkadaşlarınıza tavsiye edin, zengin olun” diyorlar. David’in hesabına göre yılda 47.107 dolar kazanabilirsiniz!

‘Kolay yoldan her güzel şey benim olsun’ diyen genel insan psikoloji için bu “sır” ne güzel bir besin kaynağı değil mi? Sen iste, düşünü kur; gerçek olur! Ver damardan!

Araştırmalarım esnasında The Secret’ı tiye alan bir komediye de denk geldim. [Maalesef yine İngilizce] Biraz kafamız dağılsın!

Odaklanmanın önemini ise hiçbir zaman yadsımıyoruz. [Bknz: İstersen Yaparsın!] Hayallerinin gerçek olması için tabi önce istemek, gerekli donanıma sahip olmak ve sonrasında tutkuyla ve odaklanarak çalışmak gerekli.

Olumlu düşünmenin sırrını Hz Mevlana zaten yıllar önce bize vermedi mi?

“Kardeşim sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün, gülistan olursun.
Diken düşünürsün, dikenlik olursun.”

“Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette.” diyen Haşmet Babaoğlu, The Secret’in asıl sırrını hayal-dua-dilek-adak ile ilişkilendirdi geçenlerde.

Pek bir keyifli dile getirmiş düşüncelerini:

“Çevreme bakıyorum da, Rhonda Byrne’nın The Secret/Sır adlı kitabının etkisi yayıldıkça yayılıyor.

Beş yıl önceki sevgilisinin fotoğrafını önüne koyup bakarak ‘geri gelmesi’ni umut edenler…

Her sabah ceket cebine yüklü miktarda uyduruk bir çek koyup evden çıkan ve yakın zamanda yerini gerçeğinin alacağından emin olanlar…

Sadece ‘pozitif’ şeyler düşüneceğim diye yanında hastalıktan, dertten söz ettirmeyen bencil alıklar…

Daha neler neler var!

Kimisi açık açık yapıyor bunu kimisi de çaktırmadan. Adı da ’sikrıt yapmak’ olup çıkmış.

Birkaç ay önce bu konuda yazmaya kalkmış sonra uzun boylu eleştiriye girmekten vazgeçmiştim.

Öyle ya! Bu tür kitaplar taşıdıkları büyük iddiaya ve teorilerinin kapsayıcılığına rağmen okurlarıyla aslında bire bir ilişki kuruyordu.

Bir anlamda homopatik ilaçlara benziyorlardı. Hastalığa değil ama özel olarak o ‘hasta’ ya derman olan ilaçlar gibiydiler. O yüzden okurla kitap arasına girmemek belki en iyisi diye düşünmüştüm.

Fakat gözlemlediğim The Secret çılgınlığı en azından bir nokta üzerine kesin sözcüklerle yazmaya itiyor beni.

Hangi nokta mı?

Asıl sır noktası…

Rhonda Byrnes’ın yaptığı ne?

Binlerce yıllık insanlık kültürünün hayal-dua-dilek-adak konusunda biriktirdiği ne varsa hepsini bir araya getirip ona bir bilimsel yasa (Çekim Yasası) süsü vermek…

Bu ‘yasa’ya göre bir şeyi olumlu biçimde çok isteyip özellikle de ‘görselleştirdiğinizde’ mıknatısa dönüşüyorsunuz. Ve o şey eninde sonunda gelip sizin çekim alanınıza giriyor, yani isteğiniz gerçekleşiyor..

The Secret’ın baştan çıkarıcı yüzlerce örnek ve alıntıyla anlattıklarının özü bu.

Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette.

The Secret.

Dinsel değil ama öyleymiş gibi..

Bilimsel değil ama öyleymiş gibi…

Kitabın etkisi ve ünü de buradan kaynaklanıyor zaten: mış gibi yapmasından…

Ama bir sorun var.

Derin bir eksiklik…

Büyük bir boşluk duygusu…

Hayır! Birçok eleştirmenin vurguladığı gibi, kitabın aşırı maddi taleplere, günümüz insanının mutlak zenginlik ihtiraslarına hoş bakmasını kastetmiyorum. O işin ‘gel gel’ tarafı!

Ama dikkat ederseniz fark edeceksiniz; yüreği titretmiyor The Secret.

Soğuk.

Bir prospektüs kadar işlevsel fakat soğuk!

Neden peki?

Sır da orada zaten.

The Secret bir operasyon.

İnsanlığın binlerce yıllık hayal-dua-dilek-adak kültürünün içinden Tanrı kavramını çekip çıkartma operasyonu…

‘İstersen olur’ diyor The Secret.

Ama kim ‘ol’ duracak?

Kimse!..

‘Zaten yasa böyle’ diyor The Secret.

Tanrı’nın adını ağzına almıyor. Onun yerine sürekli ‘evrene güvenin, inanın, inanç duyun’ diyor.

Ancak işin bilim tarafından baktığınızda da sorun şu: Bilimde ne böyle bir yasa var ne de böyle bir evren vizyonu!

Kitabı okuyunca ‘canım bu kitap babaannemin duaları ve batıl inançları gibi bir şey’ diyenler var. İyi niyetlerine rağmen özünde yanılıyorlar.

Babaannelerimiz de kırk kez söylenenin gerçek olacağına inanırdı ama ne isterlerse Tanrı’dan isterlerdi.

Bilirlerdi ki, sadece kendileri istediği için değil, Tanrı istediği için dilekler kabul olur.

Hem ilgilisine hatırlatmanın tam sırası…

İnsan dua eder, diler, ister ama bütün dinlerde kesin uyarı şudur: Neyin gerçekten hayır neyin şer olduğu bilgisi ne evrene ne de insana aittir. (’Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, sevdiğiniz bir şey de şerdir. Allah bilir de, siz bilmezsiniz.’ Bakara/216)

O yüzden dualar takdiri Allah’a bırakır.

O yüzden dua denilen şey The Secret’taki gibi önü alınmaz bir tutku ifadesi değil, yakarış ve teslimiyettir.”

Haşmet’in dediklerine tek bir eklemem var.

İçimizdeki “umut açlığı” fırsatçı bir yazarın yazdığı bir kitap ile beslenebilen bir kıvama geldiyse, acaba umutlarımız da mı fırsatçı olmaya başladı?

Çekim yasası
2008/02/28 19:52
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

1. Hepimiz tek bir sınırsız güç ile çalışırız.
2. Sır, Çekim Yasasıdır.
3. Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.
4. Bizler  mıknatıs  gibiyiz  -  benzer  benzeri  çeker.  Düşündüğünüz şey
olursunuz VE düşündüğünüzü çekersiniz.
5. Her   düşüncenin  bir  frekansı  vardır.  Düşünceler  manyetik  enerji
gönderirler.
6. İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmediklerişeylerin daha
çoğunu çekerler.
7. Düşünce = yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu
yaratımı hızlandırır.
8. Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.
9. Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz
edenler bolluk içinde olurlar, vs..
10. Bu "istekli" düşünmek değildir.
11. İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.
12. Düşüncelerinizi    dikkatle   seçin;   siz   yaşamınızın   şaheseri,
başyapıtısınız.
13.  Düşüncelerin realiteye anında tezahür etmemesi Okeydir (eğer bir filin
resmini görseydik ve fil anında ortaya çıksaydı, bu çok erken olurdu)
14. Yaşamınızda kendinize çektiğiniz HERŞEY bu gerçeğin doğru olduğun kabul
eder.
15. Düşünceleriniz, hislerinize neden olur.
16.   Duygularımızın   arkasındaki   tüm  "nedenleri"  karmakarışık  etmeyem
gereksinimimiz yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.
17.  İyi  hisler  getiren  düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü
hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.
18.  Düşündüğünüz  şey  her  ne  olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın
mükemmel bir yansımasıdır.
19. HİSSETTİĞİNİZ şeyi tam olarak elde edersiniz.
20. Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.
21.  Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile)  başlayabilirsiniz.
Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.
22.   Düşünce   ve   hislerinizde  neye  odaklanırsanız,  deneyiminize  onu
çekersiniz.
23.  Düşündüğünüz  ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey DAİMA birbirine
uyar. İstisna yoktur.
24. Farkındalığınızı değiştirin.
25. "Siz ilerlerken kendi evreninizi yaratırsınız" Winston Churchill
26. İyi hissetmek önemlidir.
27.  Neşeli  olan  bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir
deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.
28.  Bunun  usulünü  öğrendiğinizde, onu bilmeden önce, yaratıcı olduğunuzu
BİLİRSİNİZ.
29.  Yaşam  olağanüstü olabilir ve olmalıdır ve siz Çekim Yasasını bilinçli
olarak uyguladığınız zaman, yaşam olağanüstü olur.
30. Evren kendisini buna göre yeniden - düzenler.
31. Tüm  arzularınız  için  şu  cümleyi  kullanarak  başlayın:  "Şimdi çok
mutluyum ve minnettarım"
32.   Evrenin   kendisini  NASIL  yeniden  düzenleyeceğini  bilmek  zorunda
değilsiniz.
33.  Çekim  Yasası,  basitçe  ona ŞİMDİ sahip olma pozitif hislerini üreten şeyi
kendiniz için anlamaktır.
34.  Arzu  ettiğiniz şeye daha hızlı ulaşmanıza yardım edecek ilham edilmiş bir
düşünce veya fikir alabilirsiniz.
35. Evren SÜRATİ sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın,şüpheye
düşmeyin.
36. Fırsat çıktığında EYLEME GEÇİN.
37.  İstediğiniz  her  şeyi çekersiniz- para, insanlar, bağlantılar.Önünüze
neyin getirildiğine DİKKAT EDİN.
38.  Hiçbir  şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir,size
bir YOL sunulacaktır.
39.   NE  KADAR ZAMANDA??? Zamanla ilgili kural yoktur, pozitif hislerinize  ne
kadar çok hizalanırsanız, daha hızlı gerçekleşir.
40.  Boyut evren için önemli değildir (arzu ettiğiniz sınırsız bolluk
ise).Büyüklük ve zaman ile ilgili kuralları kendimiz koyarız.
41.  Evrene  göre  kural  yoktur:  ona  şimdi  sahip  olduğunuzun hislerini
sunarsınız, evren de buna yanıt verir.
42. Çoğu insan düşüncelerinin çoğunu gözledikleri şeylere verirler(postadan
gelecek faturalar, geç kalmak, kötü şansa sahip olmak, vs)
43.  Farklı  daha  iyi  bir  bakış  açısı vasıtası ile, farklı bir yaklaşım
bulmalısınız.
44. "Olduğumuz her şey düşüncelerimizin sonucudur" - Buddha
45.  Yaşamınızın gidişatını değiştirmek için tam şimdi ne  yapabilirsiniz??
Minnettar olma.
46. Minnettarlık yaşamınıza anında daha fazlasını getirir.
47. Düşündüğümüz ve TEŞEKKÜR ettiğimiz şeyi meydana getiririz.
48.  Minnettar  olduğunuz  şeyler  nedir?  Minnettarlık hissedin, tam şimdi
minnettar olduğunuz şeylere odaklanın.
49. Zihninizde bu resimle oynayın - nıhai sonuca odaklanın.
50. VİZÜALİZE EDİN ! GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN! Geleceğinizin provasını  yapın.
51. GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN !! Onu görün, hissedin ! Burası eylemin başladığı
yerdir.
52. Sevinci hissedin. mutluluğu hissedin!
53. Onaylayıcı bir düşünce negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.
54.  "Bu  gücün  ne  olduğunu  söyleyemem.  Tüm  bildiğimi onun var olduğu"
Alexander Graham Bell
55.  İşimiz  "Nasıl"  olacağına  üzülmek  değildir.  "Nasıl" bağlılıktan ve
inançtan çıkıp gelecektir.
56.  Nasıllar  evrenin  alanına  girer.  Evren  her  zaman  siz  ve rüyanız
arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir.
57.  Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz
kamaşır. bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir.
58. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı.
59. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu.
60.  Gerçekten bu şekilde yaşayan insanlar ile tek fark, onlar bunu varoluş yolu
olarak alışkanlık haline getirmişlerdir.
61. Bunu her zaman yapmayı hatırlarlar.
62.  Görsel  bir Pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimleri. Her gün
ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.
63. "İmgeleme her şeydir. Yaşamın gelen çekimlerinin ön izlemesidir" Albert
Einstein.
64. Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak
ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.
65.  Gözlerinizi  kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde
canlandırın - ve o hissi yaşayın.
66.  Zaten sahip olduğunuz şey için minnettar olmaya odaklanın. Bundan zevk
alın! Sonra onu evrene salıverin. Evren onu tezahür ettirecektir.
67. "İnsanın zihni neyi tasarlayabilirse, ona ulaşabilir"  W. Clement Stone
68.  Eğer  ulaşırsanız  size  büyük  keyif  verecek  çok  büyük  bir  hedef
oluşturun.
69.  İlham  edilmiş  bir  düşünceniz  olduğunda,  ona  güvenmeli  ve eyleme
geçirmelisiniz.
70. Nasıl daha refah içinde olursunuz? ONA NİYET EDİN!!
71.  "Postadan  düzenli  olarak  çekler geliyor" veya banka hesabınızı arzu
ettiğiniz miktara değiştirin ve ona sahip olmanın hissini duyumsayın.
72. Yaşam, TÜM alanlarda bolluk içinde olmak demektir.
73.  İçsel  sevinç  ve  huzur  hissini  duyumsayın, sonra tüm dışsal şeyler
ortaya çıkar.
74. Bizler evrenimizin yaratıcılarıyız.
75.  İlişkiler:  Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi
davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.
76. Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.
77.  Düzenli  olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için
bir  not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın
78.  Onlarla  ilgili  en  çok sevdiğiniz şeyleri yazın (onların değişmesini
eklemeyin).  Çekim Yasası, eğer frekanslarınız uyuşmazsa sizi birlikte aynı
mekana yerleştirmez
79.  İyi  hissetme potansiyelinizi kavradığınız zaman, iyi hissetmeniz için hiç
kimseden farklı olmasını istemezsiniz.
80.   Dünyayı,   arkadaşlarınızı,   eşinizi,   çocuklarınızı  kontrol  etme
ihtiyacının biçimsiz olanaksızlıklarından kendinizi özgürleştirirsiniz.
81. Realitenizi yaratan sadece sizsiniz.
82. Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece SİZ.
83.  Sağlık:  kendi  sağlığınız  için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz
mutluluk sizi sağlıklı tutar.
84. Bağışıklık sisteminiz kendisini iyileştirir.
85.  Bedenimizin parçaları her gün, her hafta vs değişir. Birkaç yıli çinde
yepyeni bir bedene sahip oluruz.
86.  Kendinizi  yeni  bir  bedende yaşarken görün. Umutlu = sağlıklı.Mutlu= daha
mutlu biyokimya. Stres bedeni olumsuz etkiler.
87.    Bedenden    stresi    atın,   beden   kendini   yeniler.   Kendinizi
iyileştirebilirsiniz.
88.  Dingin olmayı öğrenin, dikkatinizi arzu ettiğiniz şeyden uzaklaştırın,
dikkatinizi deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.
89.  İçinizdeki  ses  ve vizyon dıştaki görüşlerden daha mükemmel ve berrak
olduğunda, yaşamınızın üstadı olursunuz.
90.  Siz,  dünyayı  olmasını  istediğiniz gibi yapmaya çalışmak için burada
değilsiniz. Etrafınızda seçtiğiniz dünyayı yaratmak için buradasınız.
91. Ve başkalarının görmeyi seçtiği dünyanın da var olmasına izin verin.
92.  İnsanlar, eğer herkes Çekim Yasasının gücünü bilirse, ortada yeterince
olmayacağını  düşünürler.  Bu  bizde kökleştirilmiş bir yalandır ve bir çok
insanı açgözlü yapıyor .
93.  Gerçek  şu  ki,  yeterli  olandan  çok  sevgi, yaratıcı fikirler, güç,
sevinç, mutluluk vardır.
94.  Tüm bu bolluk, kendi sonsuz doğasının farkında olan bir zihin vasıtası ile
parıldamaya  başlar. Herkes için yeteri kadar vardır. Bunu görün. Buna inanın.
Sizin için çıkagelecektir.
95.  Arzu  ettiğiniz  her  şeyi  seçerken,  realitenizin çeşitliliği sizi
heyecanlandırsın    ve   tüm   arzularınızın   iyi   hislerinin   arkasında
olun(destekleyin).
96. Senaryonuzu  yazın.  Arzu  etmediğiniz  şeyler  gördüğünüzde,  onları
düşünmeyin, onları yazın, onlarla konuşun, onları uzaklaştırın, dikkatinizi arzu
edilmeyen şeylerden uzaklaştırın, arzu edilen şeylere odaklayın.
97. Bizler enerjiyiz. Her şey enerjidir. HER ŞEY !!!
98.  Kendinizi  bedeninizle  tanımlamayın.. O evrendeki her şeye bağlı olan
sonsuz bir varlıktır.
99.  Tek  bir  enerji  alanı. Bedenlerimiz dikkatimizi enerjimizden
ayırdı.Bizler ortaya konan olasılıkların, yaratıcı gücün sonsuz alanıyız.
100.  Düşünceleriniz  sizin  için  değerli  mi? Eğer değilse - ŞİMDİ onları
değiştirmenin  zamanıdır.  Tam şimdi bulunduğunuz yerden başlayabilirsiniz.Bu
andan ve dikkatinizi verdiğiniz şeyden daha önemli bir şey yoktur.


çekiim yasası....peki ben istiyorumda neden çekmiyor..? ne kadar saçma ..ama inananı bol galiba....

ben  inanıyorum buna sanırım  sen yeter ki iste kısmına  tabi sadece istemek olmuyor

bknz:

ben öss yi kazanmak istiyorum

-eeeee??

ders çalışmam gerek

-eeee?

soru çözmem gerek

eeee????

buları yapmak için istemem gerek :)

demekki neymş isteyince oluyor muş:D

(((()))))

''Bilirlerdi ki, sadece kendileri istediği için değil, Tanrı istediği için dilekler kabul olur.'' Katılıyorum size.

 

tavsiye ederim daha kitabın ilk sayfalarından itibaren bakışınız deişiyor mutlaka okunulması gereken bi kitap..

Abonelik Bilgisi Abonelik
Etiket Ekle
Etiket:
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: Sibelius, canumur, dcelik, onbesliler_60, Gonulden,
Son Oturumlar: