Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 7848

Seneler önce, Konya'da iken kısa süreli tiyatro kursu katılımım sırasında tanıştığım ve sonrasında iletişimi sürdürdüğüm iki tiyatro tutkunu: Ayhan Yurdagül ve Erdal Göze.
 

İlk tanıdığım andan itibaren, onları ayrılmaz bir ikili gibi telakki ettim; Zeki Alasya - Metin Akpınar gibi. Zaten onların da yiyip içtikleri ayrı gitmiyor ve çalışmalarını büyük oranda ortak olarak yapıyorlar. 
Bazı zamanlar bireysel çalışmalarıyla karşılaşınca, şaşırıyor ve diğer bireyin eksikliğinin sebebini soruyorum. 


Üniversitede mezun oldukları alanlarla ilgilenmek yerine tiyatroyu seçen ikili, şimdilerde Bursa'da tiyatro ve tiyatroculuk faaliyetlerine devam ediyorlar. Gerçi az kazanıyorlarmış ama, tiyatro sevgisi onlara yetiyordur sanırım. 

Benden, tiyatroya ve kendi çalışmalarına dair bir web sitesi yapmamı istediklerinde ise, bu projeyi daha fazla para kazanacakları sonraki bir zamana ertelemelerini önerdim. 


Önceki günlerde, son zamanlardaki oyunlarından iki tanesinin fragmanlarını izleyince, onları siteye eklemek istediğimi ifade etmiş; bunun için oyunlara dair kısa tanıtım bilgileri göndermelerini talep etmiştim. 

Ve aşağıda, yukarıda sözü edilen iki oyun fragmanı, oyunlar hakkında kısa bir bilgi ve Erdal Göze tarafından kaleme alınan "Sahne Tozu" başlıklı bir de yazı bulacaksınız. 
 

...

Oyun Fragmanları

Sevdalılar Düşer Yola

Yazan & Yöneten: Erdal Göze & Ayhan Yurdagül

Cemil öğretmen okulunu bitirip ailesinin yanına gelir. Atamasını beklerken, bu sürede ailesiyle vakit geçirir. Daha sonra Cemil`in tayini Kenya`ya çıkar. Bu sırada radyocu Sırrı, dayısının komik maceralarına şahit olur. İlginç durumlarla karşılaşır. Cemil`in artık gitme zamanı gelmiştir. Ailesinin rızasını almak ister, ancak babası ve kardeşi Kenya`ya gitmesine karşı çıkar. Cemil öğretmen gitmek zorundadır. Orada yeni bir Türk okulu açılmıştır ve öğretmene ihtiyaç vardır. Hedefini değiştirmez ve gider. Afrika`da onu hareketli günler beklemektedir. Öğretmenliğe devam ederken beklenmedik bir olay gerçekleşir. Cemil`i Afrika`nın zor şartlarında hastalıklar da yakasını bırakmaz.

Komedi-dram türünde sahnelenen "Sevdalılar Düşer Yola" oyunu, izleyenleri duygulandırmanın yanı sıra, gülme krizine de düşürüyor. Sanatçılar `Dünya hayatının bir oyun ve oyalanma` olduğunu unutmadan ve `hiçbir şeyin oyun olsun` diye yaratılmadığının bilinciyle hareket ettiklerini de vurguluyor.

 

Bir Prinç Tanesi

Yazan & Yöneten: Erdal Göze & Ayhan Yurdagül

Zengin ve şımarık bir ailenin çocuğu olan Teoman, televizyonda duyduğu bir haber üzerine hamburger yeme yarışmasına katılmaya karar verir. Anne babası da çocuklarını destekler. Teoman yarışmaya hazırlanmaya başlar. Başından geçen olaylar üzerine Ahmet ve ailesiyle tanışır. Teoman bu aileden kötü durumda olan insanlar hakkında çok şey öğrenecektir.

 

Sahne Tozu...

Doğar doğmaz bir tarafımızla yaşamaya diğer bir tarafımızla ölmeye başladığımız şu yeryüzünde insanın en büyük ideali ve amacı farkında olsun veya olmasın kendinden sonra gelenlere bir zamanlar kendisinin de bu topraklarda yaşadığını, şu havayı soluduğunu, acı çektiğini, aşık olduğunu, kimi zaman neşeyle, kimi zaman kederle tıka basa dolduğunu, vazgeçtiğini, tökezlediğini, düştüğünü kalktığını aktarması, kısacası; - cümlenin kısacası aklıma yeni geldi, uzunu için özür dilerim- kişinin bir iz, bir işaret bırakma isteğidir.

Genlere işlemiş olan bu istek bazen soyun sopun devamını gerekli kılarken bazen de daha çekingen davranarak bir eser ortaya koyma duygusu depreştirir insanın içinde. Tiyatro bu iş için biçilmiş kaftandır. Zaten ayna tutan çocuk misyonunu üstlenmiş olan tiyatro, yaşamı damıta damıta içselleştirmemiş midir? Ve ölüme karşı insana sunulmuş mütevazı bir armağan değil midir?

Mütevazı ama güçlü. Sırnaşmadan, sıvışmadan, çığırtmadan bir şeyleri işaret eden ve bunu yaparken parmağa değil parmağın gösterdiğine yoğunlaşan, yoğunlaştıran insansı bir düşün dünyası… Yaşamın hemen yanı başında. Zaten “yaşam ölüm”den hep bir adım, belki de bir harf öndedir. Soldan say; yaşam;beş, ölüm; dört.

Mısralarında sesini duyurmak için ağlayan şairden yöntemini ödünç alarak şöyle demekten başka şansımız yok sanırım; repliklerimiz takılıp kaldıkları perdeden bir bir inseler… Kahkahalar, ağlamalar, tavanlardan, duvarlardan süzülseler… Dekorlardan boyalar süklüm püklüm dökülseler… Kostümler, aksesuarlar zamanın belini kırsa ve haykırsa… İnanır mısınız yaşadığımıza ve hatırlar mısınız yaşadığımızı?

İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Abonelik Bilgisi Abonelik
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: RyanCaleb, AtillaBan, Nesss, Eminecakir, Rumeysa58,
Son Oturumlar: