Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 21358
Amerikalı Profesörün İlk Namazı
2009/06/20 0:57
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 8,4 (3 oy)

 AMERİKALI PROFESÖRÜN İLK NAMAZI...

Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jefri Lang İslam’a giriş hikayesini yazmış olduğu “Melekler Soruncaya Kadar” isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle, ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:

Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelendiklerini gördüm, bana:

— Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın, dediler.

Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu, dedim ve talebeleri duymamazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri egzersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım.

İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım.

Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim.

Kimsenin beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Sübhane Rabbiyel Azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim.

Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca donakaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu,
utandım gülünç duruma düştüm zannettim. Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum.

Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım, başımı seccadeye koydum, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime “Daha önümde üç tur daha var” diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım. Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.
Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim, sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde
— Allah'ım geri zekalılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var, diye dua ettim.
Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.
Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum:
— Allah’ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir.
Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım. Ağlamam durunca, yaşadığım deneyi akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım. Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah’a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım:
— Allah’ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakînen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa Sensiz yaşamak, Senin varlığını inkâr etmem mümkün değildir.

 

 

 

 


 

Bu mesaj, citizen tarafından, 20.06.2009 01:00:16 itibariyle düzenlenmiştir.

  Tanınmış akademisyen-yazar Prof. Dr. Mim Kemal Öke namaza nasıl başladığını yazdı.

     İşte Prof. Öke’nin ilk kez Konya'da yerel bir gazete de yayımlanan ve her paragrafı anlam yüklü, düşündüren öyküsü...


     İmanı ibadetle tamamlamak gençlik yıllarıma nasip oldu. “Bu eşiği geçişim, gurbetteki eğitimim sırasında, kendimle yüzleşme ile başladı” gibime geliyor.

Avrupa’da Pazar günleri Hıristiyanların ibadet günleridir. Kilise çanlarıyla başlayan bu günde, Hıristiyanlar en temiz elbiselerini giyerek, ailece kiliselere koşarlar. O gün spor müsabakaları, hatta bazı yerlerde barlar, restoranlar bile kapalıdır. İşte böyle bir ortamda yedi yıl yaşadım ben...

     ***

     Pazarları dinlenme günümdü. Ama yapacak bir meşgale bulamaz; kendimi bu haftalık teneffüs sürecinde, yalnızlaş(tırıl)mış hissederdim. Hatta birazda galiba, Hıristiyanlara imrenirdim. Onların o günü ulvî bir atmosfer içinde geçirmelerini kıskanırdım.

     O zaman sormaya başladım kendime;

     “Sen nesin?”

     Dinin kişinin kimliğinde temel taşı olmasını kavramıştım çok şükür.

     Ama ya ben?

     Evet, ailem daha küçükken bazı sure ve ayetleri ezberletmişti.

     Hatta “yatmadan önce Allah’a dua etmem” de tembihlenmişti.

      İyi niyetli ebeveynlerim şehirli uygarlık içinde büyüttükleri evlatlarını, adeta “protestanlaştırılmış bir din telâkkisi” içinde, “modern” Müslüman olarak görmeyi arzuladıklarından olsa gerek, “kabahat de ibadet de gizlidir” zihniyetiyle, Allah’a gecenin o ıssızlığında el açmamızın uygun düştüğünü belletmişlerdi bana.

     Din şahsi, belki de mahrem bir olguydu onlara göre...

     ***

     Üniversite ise sorgulama insiyakı açar insanda. Benim okulum da dünyanın en saygın üniversitesiydi. Kuruluşu XII. Yüzyıla inen bir müessese.

     Akademik hayatın gerçekleştiği bir alem vardı, birde günlük yaşantının geçtiği müstakil kolejler...

     Her biri bir Hıristiyan azizin ismini taşıyan bu kolejlerden birinde kalıyordum. Kolejlerin her birinin bünyesinde “chapel” dedikleri kilisecikler bulunuyordu. Bu kiliseler tarihi özellikleriyle hem bir turist uğrağı, hem de öğrencilerin ibadetlerine tahsis edilmiş tapınaklardı.

     Üniversite açıldıktan sonra, kolej yetkilileriyle öğrencilerin tanışma çaylarından birinde, kolejin papazı yanıma geldi.

      “-Siz kimsiniz?” dedi. “Biz sizinle chapel’de hiç karşılaşmadık.”

     Doğrusu endişelenmiştim. Olur ya, Papaz efendi;

     “Bu üniversitede kiliseye devam etmeyenleri dışlarız.” derse ne yapardım? Yani onca zorlukla girdiğim üniversiteyi bırakıp, Türkiye’ye mi dönecektim?

     Papaza biraz da mahcup bir tavırla;

     “Affedersiniz, ben Türk ve Müslüman’ım...” diyebildim, o kadar...

     Ürkek halimi gören papaz, derhal özür dilercesine sözü değiştirdi. Ve sudan konulara doğru bir gedik açtı.

     Birkaç hafta geçti oradan. Bu kez bir arkadaşım, kolej bahçesinde beni görünce;

     “Hey, papaz seni çağırıyor.” Demez mi!

     Korktuğum başıma geldi, diye iç geçirdim. Oysa ki papaz beni güler yüzle karşıladı. “Otur!” dedi:

     “Bu ülkede siz Müslümansınız. Sizin de ibadet etmeye hakkınız var. O nedenle ben üniversite yetkilileriyle görüştüm. Müslüman öğrencilerin de, ibadetlerini aksatmamaları için, bir oda tahsis etmeye karar verdik. Gelin o odayı gezelim. Uygun olup olmadığını söyleyin bize. Uygunsa o zaman tefrişi için ne gerekiyorsa temin ederiz. Tabii, üniversite bütçesinden.”

     Şaşırmıştım. O günden itibaren Aziz Rasmus’un odası bir mescide çevrildi. Hem de aynı mahalde bir Türk Cemiyetinin temelleri atılarak. Papazın bu jestine karşılık;

     “-Biz Müslümanlar namazımızı, her yerde, odamızda da kılarız” diyemedim. Hem toplu halde kılınan namazlar için böyle mekân bulunmaz bir nimetti...

     Herhangi bir Müslüman Derneğinin bulunmadığı bu küçük üniversitede, namaz bile kılmak alışkanlığı olmayan benim üzerime kalmıştı, İmamlık...

     Türkiye’den uzaktım. Kime yazıp, bana malzeme gerek diyecektim. İmdadıma üniversite kütüphanesi yetişti.

     Türk-İslam Literatürünün, hem de orijinal dillerinde bolluğu, bu üniversitenin şarkiyat fakültesinde ne kadar vukufla öğretildiğini anlamamı sağladı.

     İlmihale dalıp, neredeyse bütün derslerimi bıraktım. Üstelik İbrani, İsevi başlangıcıyla... Hepsini taradıktan sonra;

     “-İyi ki Müslüman’ım” dediğimi hatırlıyorum.

     Taklid-i imandan, tahkik-i imana o safhada geçmiştim herhalde. Toparlandığım bilgiler ile hem kendi namazlarımı kılıyor, hem de öğleleri üniversitenin Müslüman asıllı öğrencilerini, duvarlara yapıştırdığım ilânlarla mescide çağırabiliyordum.

     O günlerde kolejde aynı suiti paylaştığım arkadaşım temiz bir İngiliz idi. Bir gün ibadet için yatak odama çekilip, kapıyı da kilitlemiştim. Bizimki kapıyı vuruyor, bir daha... Dışarı çıkıp, sarmaşıklara tutunarak, balkona tırmanıyor. Oradan girmek isterken, kolej yetkililerine yakalanıyor. Vaziyeti anlatıyor. Onlar da şüphelenerek, bir yedek anahtarla cümbür cemaat kapıyı açıyorlar ve görüyorlar ki, adam namaz kılıyor.

     Binlerce defa özür dilediler. Ama arkadaşım o gün hayli sitem etti bana. “Niye kapıyı kilitledin? Ben seni rahatsız mı edecektim? Kınayacak mıydım? O kadar kalpsiz ve imansız biri miyim ben? Sana bir şey oldu zannedip, telâşlandım” dedi.

     O gün ibadetten utanılmaması gerektiğini öğrenmiştim.

     ***

     Noel tatilinde. Türkiye’deydim. Aileme kavuşmak çok güzeldi. İlk gün namazımı aksatmamak için odama çekildim. Hani o eski alışkanlığım var ya, kapıyı da kapamıştım. Bu kez kilitlemedim.

     Namazım sırasında annem bir şey söylemek için odama girdi. Durakladı, çıktı. Sonra babamla fısır fısır konuştuklarını duydum. Ses etmediler. Sorgulamadılar. Birkaç namaz daha geçti. Annem devamlı kılıp, kılmayacağımı sordu. Başımı salladım. Üstünde durmayacaklar sandım.

     Ertesi gün sanki benimle ciddi bir şey konuşmak ister gibi karşıma dikildiler. Bu kez babam sordu.

     “-Evladım, sakın ola ki, İngiltere’de bu aşırı İslâmcı gruplara falan takılmış olmayasın? Bu değişiklik niye?”

     Güldüm. Anlatmaya çalıştım onlara. Dinlediler. Ne onay, ne itiraz... Nötr bir ifade ile...

     Bir gün sabah namazına kalkmıştım. Gürültülerden anladım ki, onlar da ayaklanmış, odama girmiş, arkamda duruyorlar. Seyrediyorlar beni...

     Selâmlarımı verdim. Seccadeyi katlıyordum ki, babam “Dur” dedi. Meraklı gözlerimi onlara çevirince, annemin başındaki başörtüsünü fark ettim.

     “-Biz sana bir şey söylemek istiyoruz”

     Bir anlık sessizlik; “-Bize de kılmayı öğretsene...” Annem de “hem de hemen” dercesine başını sallıyordu.

     İşte o günden sonra namazlarını hep kıldılar. Üstelik bunu benden imrendiklerini iftiharla söyleyerek... Hatta babam zaman zaman yanıma gelip, nafile namazlarının o gün kırklı, ellili, yüzlü rakamlara vardığını müjdeledi bana...

 

Bu mesaj, citizen tarafından, 26.06.2009 01:07:52 itibariyle düzenlenmiştir.
Papaz Vesilesiyle Namaz...
2009/06/26 3:37
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Gerçekten hayli hoş ve dikkat çeken bir anı imiş. 

Bir papaz bile, namaz kılmaya sebep olabiliyormuş. 

Ailesinin ilk tepkisi trajikomikmiş... 
Ama daha sonraki kararları duygulandırıcı... 

Buradan çıkarılacak sonuç şu mudur ki; namaz kılarken kapıları kilitlememek gerek! 

Teşekkürler citizen.. 

Bu mesaj, m1gin tarafından, 26.06.2009 03:39:04 itibariyle düzenlenmiştir.
İngilizce kelime ezberleme oyunu: vav.mbirgin.com
Nasip Meselesi
2009/06/26 18:03
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 5,5 (1 oy)

Allah nasip ettimi papaz bile sebep olabiliyor.

İlk okuduğumda ben de çok etkilenmiştim.

En büyük ümidim ve duam  bu güzel bereketli aylarda eklediğim yazılarla birine sebep olabilmek.

Bu paylaşım  ortamını bize sağladığınız için ben teşekkür ederim 

İSLAMİYETLE MÜŞERREF OLAN ÜNLÜLER

Müzik ve sinema tarihi çok sayıda ünlü ismin ani bir kararla İslamiyet'e geçiş öyküsü ile dolu. Caz, funk ve rap dünyasının yıldız isimleri ve çok sayıda sinema oyuncusu hayatlarında yaşadıkları kırılma noktalarından sonra İslamiyet'e yönelip Müslüman oldular. İşte o yıldızlar:

  • Cat Stevens :Cat Stevens 1977 yılında müslüman oldu ve Yusuf İslam ismini aldı.
     
  • David Chapelle : David Chapelle/ Komedyen /1998 yılında müslümanlığı seçti.
     
  • Gigi Gryce : Gigi Gryce / Müzisyen, Üflemeli çalgılar üstadı.1950lerin ortasında Müslüman oldu ve Basheer Qusim adını aldı.
     
  • Angelina Yeoward / Gauhar Jaan : Angelina Yeoward / Gauhar Jaan - Müzisyen, vokalist.1881 yılında İslamiyet ile tanıştı. Angelina olan adını Gauhar Jaan olarak değiştirdi.
     
  • Lewis Arquette : Lewis Arquette - Oyuncu / Eşini 1997'de kaybettikten kısa süre sonra Müslüman oldu.
     
  • Sahib Shihab : Sahib Shihab - Müzisyen / Müslüman olan ilk caz müzisyenlerinden biridir. 1947de Edmond Gregory olan adını değiştirdi.
     
  • incenzo Luvineri : incenzo Luvineri - Rap müzisyeni / Jedi Mind Tricks grubunun üyesi iken Müslüman oldu.
     
  • Nicolas Anelka : Fenerbahçe’nin eski Fransız yıldızı Nicolas Anelka, 2004 yılının Mayıs ayının son haftası Birleşik Arap Emirlikleri’nde tatil yaparken Müslüman oldu. O tarihte İngiltere Premier Lig takımlarından Manchester City forması giyen Anelka, Dubai’de Al-Wassal Camii’nde bir müftü ve iki imamın huzurunda kelime-i şahadet getirerek islamı seçti.
     
  • Divine Styler : Divine Styler - Alternatif hip hop sanatçısı / 1990'ların sonunda sanatçı Everlast vasıtası ile Müslüman oldu.
     
  • John Whitehead : John Whitehead - Müzisyen / Eski funk yıldızı 1996 yılında Müslüman olmaya karar verdi.
     
  • Danny Thompson  : Danny Thompson - Rock ve caz müzisyeni Dünyaca ünlü caz müzisyeni Thompson 1990 yılında Müslüman oldu.
     
  • Eric Abidal : Eric Abidal - Futbolcu / Barcelona'nın karaciğerinde tümör sonucu kanser olduğunu açıklamasıyla sevenlerini üzen Abidal, yapılan tedavi sonucu bu hastalığı yenmişti. Hatta 2011 Şampiyonlar Ligi finalindeki tarihi maça kaptan olarak çıkıp maç sonunda kupayı ilk kaldıran kişi olmuştu.Uçakta Kur'an okuyor. Her fırsatta Müslüman kimliğini ortaya koyan ve buna gore yaşamaya çalışan Abidal’in Fransa Milli Takımı kafilesiyle birlikte yaptığı uçak seyahatinde çekilen fotoğraf paylaşım sitelerinde yoğun ilgi görmüştü.
    Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra adını Bilal olarak değiştiren futbolcu ‘Küçük yaştan itibaren hep Müslüman olmanın hayallerini kuruyordum, aslında eşim Cezayirli ve Müslüman. Ancak ben tamamen kendi tercihimle İslam’ı seçtim’ diyerek önemli bir açıklama yapmıştı.
     
  • Thierry Henry  : Thierry Henry - Futbolcu/ Dünyaca ünlü Fransız golcü Thierry Henry, Fransa Milli Takımı'ndan arkadaşları Anelka ve Ribery'den etkilenerek İslam'la tanıştığını söyledi.Henry, "İslam'la tanışmamda Anelka, Abidal ile Ribery'nin etkisi oldu. Onlarla konuştukça kendimi İslam'a yakın hissettim ve kalbimle İslam'a inandım. İslamiyet benim için her şeyden önce gelmeye başladı." dedi.
     
  • Mos Def  : Mos Def - Rap müzisyeni / 13 yaşında babası sayesinde İslamiyet ile tanıştı. 19 yaşında Müslüman oldu.
     
  • Ahmad Jamal : Ahmad Jamal - Caz müzisyeni / Esas adı Frederick Russell Jones olan Ahmad Jamal 1952 yılında Müslüman oldu.
     
  • Jermaine Jackson : Jermaine Jackson - Müzisyen/ Michael Jackson ın ağabeyi olan Jermaine 1989 yılında Bahreyn'e yaptığı bir gezi sonrasında İslamiyet'e geçti.
     
  • Snoop Dogg : Snoop Dogg - Rap müzisyeni / 2009 yılında tanıştığı Nation of Islam grubuna katıldı.
     
  • Scarface : Scarface - Rap müzisyeni/ 2007 yılında ani bir kararla Müslüman oldu.
     
  • MC Ren : MC Ren - Rap müzisyeni / 1993 yılında Nation of Islam grubuna katıldı. Daha sonra ise  Müslümanlığa yöneldi.
     
  • Preacher Moss : Preacher Moss - Komedyen / Kariyerinin başlarında Amerikan İslam cemiyetine girdi.
     
  • Akhenaton : Akhenaton - Rap Müzisyeni Esas adı Philippe Fragione olan Fransız müzisyen IAM adlı gruba girdikten sonra Müslümanlığı seçti.
     
  • Abdullah İbrahim : Abdullah İbrahim - Caz müzisyeni /1970lerin ortasında ani bir kararla müslüman oldu ve Güney Afrikaya yerleşti.
     
  • Joe Tex : Joe Tex - Soul, funk ve caz müzisyeni / 1966 yılında adını Yusuf Hazziez olarak değiştirdi ve Müslüman oldu.
     
  • Art Blakey : Art Blakey - Caz müzisyeni / Ahmadiyya Müslüman Derneği ile tanıştıktan sonra adını Abdullah Ibn Buhaina olarak değiştirdi ve müslüman oldu.
     
  • Busta Rhymes : Busta Rhymes - Rap müzisyeni / Genç bir yaşta Müslüman olmaya karar verdi.
     
  • Kabir Suman : Kabir Suman - Müzisyen / Bengalli sanatçı Hinduizmi terkedip 2000 yılında Müslüman oldu.
     
  • B.G. Knocc Out  : B.G. Knocc Out / Rap Müzisyeni / Cinayete teşebbüs suçlamasından mahkumken 2000 yılında hapishanede Müslüman oldu.
     
  • Everlast : Everlast - Rap Müzisyeni / 90'ların başında Katolik iken Müslüman oldu ve Whitey Farad adını aldı.
     
  • Omar Sharif  : Omar Sharif - Oyuncu / 1955 yılında Mısırlı oyuncu Faten Hamama ile evlendi ve İslamiyeti seçti.
     
  • Ghostface Killah : Ghostface Killah / Rap Müzisyeni / Wu-Tang Clan grubunun en bilinen üyesiydi. Ani bir kararla İslamiyete geçti.
     
  • Idris Muhammad : Idris Muhammad - Funk ve caz müzisyeni / 1960'ların başında çok gençken Leo Morris olan adını değiştirdi ve Müslüman oldu.

    Kareem Abdul Jabbar: Kareem Abdul Jabbar - Basketbolcu, oyuncuKariyerinin başlarında Ferdinand Lewis Alcindor olan adını değiştirdi ve Müslüman oldu.

    Robert Kool Bell : Robert Kool Bell- Funk müzisyeni / Kool and the Gang grubunun lideri olan Robert Bell de Müslümanlığı seçen isimlerden.
     
  • Dolores LaLa Brooks : Dolores LaLa Brooks - Müzisyen (The Crystals)Idris Muhammad ile evlendikten sonra Sakinah Muhammad adını aldı ve Müslüman oldu.
     
  • Loon : Loon - Rap müzisyeni ve oyuncu / 2000'lerin ortasında ismini Amir Junaid Muhadith olarak değiştirdi Müslüman oldu ve Hacca gitti.
     
  • Robin Padilla : Robin Padilla - Oyuncu / Filipinli oyuncu 21 yaşında ruhsatsız silah taşımaktan hapse girdi ve orada Müslüman oldu.
     
  • Olu Dara : Olu Dara - Caz müzisyeni / Gerçekleştirdiği bir Afrika seyahati sonrasında Müslüman oldu.
     
  • Peter Murphy : Peter Murphy - Müzisyen / Bauhaus grubunun solisti 20 yıl önce Beyhan Murphy ile evlenip Türkiyeye yerleşti ve Müslüman oldu.
     
  • Q-Tip : Q-Tip / Rap müzisyeni / 1990'ların ortasında ismini Kamaal Ibn John Fareed olarak değiştirip Müslüman oldu.
     
  • Sharmila Tagore : Sharmila Tagore - Oyuncu / 1969 yılında evlendi adını Begum Ayesha Sultana olarak değiştirdi ve Müslüman oldu.
     
  • Vernel Fournier : Vernel Fournier - Müzisyen / 1975 yılında İslamiyet ile tanıştı Amir Rushdan adını alıp Müslüman oldu.
     
  • Yusef Lateef : Yusef Lateef - Müzisyen / 1950 yılında Müslüman oldu ve Ahmadiyya Müslüman Cemiyetinin sözcülüğüne yükseldi.

    Berayı malumat bu çalışma haber7.com sitesinden alınmıştır
     

 

Bu mesaj, gunduzalp tarafından, 06.07.2012 21:02:43 itibariyle düzenlenmiştir.
Sanat- Spor - İslam
2012/07/06 16:33
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 6,5 (1 oy)

Segili Gündüzalp,

Hikayelerin çoğunda 'nasıl' a değilde ' ne zaman' a ceap eriliyor gibi.

Doğrusu tarihler e isimler pek de akılda kalmıyor. Yaşadıkları kırılma noktalarına dair bilgiler/ ayrıntılar daha kalıcı olabilirdi.

'Spor ile müzik insanı İslam'a yaklaştırıyor'  gibi bir mesaj çıkardım.

Ne dersiniz? 

Ekleme
2012/07/06 16:49
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 6,5 (1 oy)

 Bildiğim bir ismi eklemek istedim.

Will Smith 2001 yılında "Ali" filminin çekimlerinde Muhammed Ali'nin hayatından etkilenerek Müslüman oldu.

Ve Amerika'nın Irak'a saldırdığı yıl Oscar törenlerine katılmayarak hükümeti müslüman kimliği ile protesto etti.  

Nasıl Ve Ne Zaman?
2012/07/06 21:16
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

      Değerli umman bildiriminiz için teşekkür ederim.Konu başlığı İslamiyetle Müşerref Olan Ünlüler şeklinde değiştirilmiştir.Esasında bahsettiğiniz mevzu benimde aklıma gelmiş fakat başka bir kaynaktan alındığı için değiştirmek istememiştim ama böylesi daha güzel oldu sanırım.
     Evet konudan çıkardığınız mesaja katılıyorum. Özellikle spor ve müzik yerinde istimal edilirse insanın maneviyata yakınlaşmasına vesile birer değerdir.
 

Abonelik Bilgisi Abonelik
Özellikli Bağlantılar
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook | Youtube

Son Üyeler: Sibelius, canumur, dcelik, onbesliler_60, Gonulden,
Son Oturumlar: